anıl çetinel örselli

İlk Ümit: Anıl Çetinel Örselli – Ümit Yaban

16.12.2023 © Novelius Edebiyat - Ümit Yaban

“Düşüncelerim gibi yazma eylemim de mekândan bağımsızdır. Klavye başına geçmeden çok önce bir fikirle/meseleyle başlamıştır hikâye ve onunla da devam eder. Kelimeleri kayıt altına alma işi en son aşamadır ki burada da işin “zanaat” kısmı başlıyor bence.”

ANIL ÇETİNEL ÖRSELLİ

edebiyat Ah ilk kitaplar, sanki yazandan bir parça kopacak da evrende yıldız gibi parlayacakmışçasına müstesna bir öneme sahiptir. Bu önem hem yazarlar hem de edebiyat tarihi için geçerlidir. Bu heyecana ortağız ve zevkle görünürlüğüne katkı sunmayı kendimize görev addediyoruz.

Röportaj: Anıl Çetinel Örselli- Ümit Yaban

Ümit YABAN: Sayın Anıl Çetinel Örselli ilk kitabınız Ah Bu Şarkıların‘ı kutlarım. Eksik Parça Yayınları’ndan elimize geçti. Harfler ve notaların birbiriyle hemhal olduğu bir kitap okuduk tebrik ederim. Öncelikle merak ettiğim sizsiniz, edebiyatla kurduğunuz ilişkiye de değinerek kendinizi tanıtır mısınız? Anıl Çetinel Örselli kimdir?

Anıl ÇETİNEL ÖRSELLİ: Teşekkür ediyorum Ümit Hanım, ikimiz de bu dönemde ilklerin heyecanını yaşıyoruz. Sizi de bir Cumhuriyet kadınını konu aldığınız, Gönlüm Göğe Dayalı – Nazmiye Göyük adlı ilk kitabınıza verdiğiniz emek dolayısıyla yürekten kutluyorum. Okurları bol, takdir edeni, kıymet bileni daha da bol olsun yazdıklarımızın.

Ben oldum olası meraklı bir okur ve iflah olmaz bir yazma sevdalısıydım. Düşünüyorum da edebiyata da hayata da bakışım merak ve amatör ruhla şekillendi sanırım. Genel geçer kuralları körü körüne takip etmek yerine “Neden böyle? Başka türlü nasıl yapılabilir/nasıl yaşanabilir/nasıl yazılabilir?” diye sorarım kendime. Bernard Shaw’ın düsturuna bu açıdan katılıyorum; hayat kendini bulma ile değil kendini yaratmayla ilgilidir. Kendimi yeniden yaratma yolunda yeni bağlamlar oluşturmak için gayretlenen bir ayrık otuyum işte.  

anıl çetinel örselli
Ümit Yaban, İlk Ümit röportaj serisinin 20. bölümünde Yazar Anıl Çetinel Örselli’yi ağırlıyor…

Ümit YABAN: Yazma yolculuğu nasıl başladı?  Yolda bir atölye ya da editörden destek aldınınız mı? Bu yolculuğa yeni çıkanlar için tavsiyeleriniz nelerdir?

Anıl ÇETİNEL ÖRSELLİ: Bu “serüven” diyelim biz ona, okumakla başladı elbet. Bugün karşınıza çıkan yapılandırılmış öykülerden önce, çocukluğumda okuduklarımın zihnimde ve yüreğimde naif hikayelere dönüştüğünü hatırlıyorum. Edebiyat öğretmenlerimin takdirini, okul dergimizdeki yazılarımı, defter kenarlarını süsleyen minik öykülerimi anımsıyorum. Yetişkinlik döneminde de kimi zaman obur bir okur olarak kimi zaman daha seçici okumalar yaparak yazmaya devam ettim. Heybemi doldura doldura ilerledim. Bu serüvende öykülerimin dergilerde yayınlanmaya başlaması ve çeşitli yarışmalarda aldığım ödüller de beni yüreklendirdi tabii.

Daha farklı biçimleri, teknikleri öğrenmek için atölyelere katıldım ancak şimdi okuduğunuz öykülerimdeki bağlamla birlikte kendi sesimi yine kendim oluşturdum.  Metinler arası ve disiplinler arası yazma konusunda Hakan Akdoğan hocamın atölyesinden faydalandım, onun desteği bu anlamda benim için çok kıymetlidir. İlk kitabımın hazırlanma sürecine kadar, yarışmalar dahil daha önce hiçbir editörle çalışmamıştım. AH BU ŞARKILARIN’ı hazırlarken değerli fikir ağabeyim Zafer Köse’nin desteğini almak çok büyük bir şans ve ilk deneyimdir benim için. Kendisi her ne kadar bu dosya için editörlük değil redaktörlük yaptığını söylese de fikirleri ve sohbeti ile anlatmak istediğimi doğru şekilde ifade etmeme katkı sağlamıştır ve her daim nihai kararı bana bırakmıştır.  

“Yeni başlayanlar veya bu yolculuğa yeni çıkanlar” dediğimizde o iş için amatörlüğü ve belki de ehliyetsizliği kastederiz ama ben hep “amatör” olarak kalmayı tercih edenlerdenim. Meraklı, sorgulayan, yenilip yere düşen ama olmadı baştan, ta en baştan yazan/yapan/eyleyen bir amatör… Bu ruha tutunarak ilerlemek faydalı olabilir belki. Ve tabii ki okumak gerek, sırf yazmak/yazabilmek için değil farkındalık içinde yaşamak için de ciddi bir eylemdir bu. Konforumuzu bozmak, rahatsız ve tekinsiz hissedebilmek, merak etmek, kurcalamak, sorgulamak ve bu meşakkatli yollardan geçme iradesinde, buralardan beslenme arzusunda olmak gerek sanki. Bilinçli şekilde “yapıcı bir yıkım” içinde olmayı tercih edenlerdenim ben. 

ah bu şarkıların

Ümit YABAN: Bahsettiğimiz ödüllü bir kitap, 2023 yılı Seyhan Livaneli Öykü Yarışması kazananı. Kitabınızı raflarda gördüğünüz o ilk ân neler hissettiniz sorusunu çokça sorarım size de sormak isterim ama siz ödülü kazandığınızda ne hissettiniz lütfen ondan da bahsedin bize.

Anıl ÇETİNEL ÖRSELLİ: Kitabımı raflarda ilk gördüğümdeki hissi tariflemekte zorlanıyorum aslında. Uzun süredir rastlanılamayan bir dostu yeniden görmek, bir kış günü aniden içinde sobanın gürül gürül yandığı bir eve girmek, o sıcaklığını hissetmek gibiydi. 

Seyhan Livaneli Öykü Ödülü benim öyküye dair on ikinci ödülümdür aslında. Her biri çok değerli jürilerden takdir görmüştü öykülerim ancak bu kıymetli ödüle de layık görülmeyi çok istiyordum. Yarışmanın organizasyonunu gerçekleştiren Senem Demirkan ve Ayça Erdura -ki yılmaz kadınlar diyorum ben onlara- beni telefonla arayıp bu güzel haberi verdiklerinde konuşamadım bile, büyük bir emeğe gösterilen takdirin o coşkun seliyle uzun süre ağlamıştım telefonda. Emeğinizin bir değer bulması ve bu ödülü müthiş bir edebiyat akşamında değerli sanatçı Zülfü Livaneli’nin ellerinden almak da büyük bir onurdu şüphesiz. Hayal ile gerçek arasında tam da “arafta” olmak gibi bir duygu.

Ümit YABAN: Günlük yazma rutininiz var mıydı?  Malum yaşam büyük bir koşuşturma, bu koşturma arasında yazmaya günlük ne kadar zaman ayırabiliyordunuz?

Anıl ÇETİNEL ÖRSELLİ: “Rutin” kelimesi esasen benim mizacımın biraz dışında. Yazmak benim için düşünmenin daha yoğun ve derin bir hali olduğundan her daim bu eylemi farklı biçimlerde gerçekleştiriyorum. Kimi tiyatroya giderim, kimi bir film izlerim, kimi araştırdığım/merak ettiğim konuyla ilgili bir belgesele yahut bir kitaba gömülürüm, kimi dostlarla sohbet ederim ama bu esnada yazıyorumdur aslında. Okurun önüne gelen o üç beş sayfacık öyküyü hazırlarken hem okurun kurmacanın altındaki gerçeği doğru biçimde bilmesi için çalışırım hem de öğrenmenin/düşünmenin hazzını yaşarım. Düşüncelerim gibi yazma eylemim de mekândan bağımsızdır. Klavye başına geçmeden çok önce bir fikirle/meseleyle başlamıştır hikâye ve onunla da devam eder. Kelimeleri kayıt altına alma işi en son aşamadır ki burada da işin “zanaat” kısmı başlıyor bence.

Ümit YABAN: Okuyanların tamamını beğendiğim bir kitap elimizde. Peki sizin içlerinde kendinize yakın bulduğunuz öykü hangisi?

Anıl ÇETİNEL ÖRSELLİ: “Onların hepsi benim bebeklerim” klişesine düşmeden net söylemek isterim ki gerçek hayatta hala daha çözüme kavuşturulmamış veya yargı karşısında hesabını vermemiş meselelere dair öykülerime özel bir önem veririm ve yamacımda tutarım. Ve fakat okura emanet edilmiş bu kitapta; ödüller ile öyküleri adreslemediğimiz gibi kendi beğenimi de adreslemek doğru gelmiyor bana. Okuyup emek verenlerin takdirine bırakıyorum her şeyi.

anıl çetinel örselli
Anıl ÇETİNEL ÖRSELLİ

Ümit YABAN: Kitaplarınızı ilk kime okuttunuz?  Nasıl bir dönüş aldınız?

Anıl ÇETİNEL ÖRSELLİ: Bu ilk kitabımdaki öykülerin çoğunu dostlarımdan oluşan fahri editörlerime okutmuşumdur. Profesyonel anlamda bu işi (editörlük veya yayıncılık vs) yapmayan hatta çok çok başka disiplinlerde yetişmiş insanlardan oluşuyor bu grup. Dönüşleri de kendileri kadar farklı oluyor tabii ve ben de özellikle bu farklılığı çok seviyorum. Okuyanların güzellemelerden öte objektif yorumlar yapmalarını tercih ederim ki keza öyle olmuştur genelde. Bir de eşim ve kızım var tabii… Öykülerimi sıcağı sıcağına bilenlerdir onlar.  Kızıma, yine onun anlayabileceği şekliyle, öykünün genel atmosferini ve örgüyü anlatırım, kendisi de sağlam bir okur olduğundan merak dolu sorularıyla iyice terletir beni. Eşim daha nahif yorumlar yapar, her daim yazdıklarıma hayranlık duyduğunu söyler. Kitabın son halini ise editörüm Zafer Köse, yayına hazırlayan sevgili Demet Çaltepe hariç kimse okumadı. Onların dönüşleri de çok yüreklendirici oldu, takdirleri için tekrar teşekkür ederim.

Ümit YABAN: Türk ve Dünya Edebiyatından takip ettiğiniz isimler, hayranlık duyduğunuz yazarlar kimler? Bize biraz kütüphanenizden bahseder misiniz?

Anıl ÇETİNEL ÖRSELLİ: Şimdi kitaplığıma bakıyorum da tekrar, takip ettiğim belli/özel bir alan göremiyorum. Romanlar, öykü kitapları, şiir kitapları, dergiler, sosyoloji, psikoloji, felsefe kitapları, biyografiler, tarih kitapları…Kısacası deli kızın sandığı gibi burası.

Gözüme çarpanları ve daha sık elime aldığım eserleri de düşünüyorum bir yandan. Tragedyaları okumaktan büyük bir haz duyarım mesela. Antigone tragedyasını özellikle döner döner tekrar okurum. “İnsanlığın kanunları, devletin kanunundan büyüktür” der Antigone bana. Bunu sık sık hatırlamak gerek diye düşünürüm. Öte yandan Jack London göz kırpar bana mesela, birey ve toplum üzerine tekrar tekrar düşünmeme vesile olur. Latife Tekin bir başka köşeden Sevgili Arsız Ölüm ve Berci Kristin Çöp Masalları ile her daim insanın mücadelesini fısıldar kulağıma. Ahmet Telli’nin Su Çürüdü’sü “adımdan gayrısını bilip bilmediğimi” sordurtur bana yeniden. Böyle böyle geçinip gideriz kitaplarımla.

Öykü türünde de Füruzan, Sevim Burak, Leyla Erbil, Yusuf Atılgan, Orhan Duru, Ferit Edgü, Özcan Ergüder, Bilge Karasu, Feyyaz Kayacan, Onat Kutlar, Erdal Öz, Demir Özlü kitaplarını severim.  1950 öykücülüğünün o “başka” hali cezbeder beni. Kâmil Erdem’in öykülerini de çok çarpıcı bulurum.  Çağdaşlardan Ömür İklim Demir’in üslubunu ve biçimini çok beğeniyorum. Melisa Kesmez, Polat Özlüoğlu da yine çağdaş öykücülerden kendine has üsluplarıyla beni kendilerine hayran bırakan isimlerdir.  

Ümit YABAN: Sorularımla okuyanların hem sizi daha iyi tanıması hem de kendi kafalarındaki soru işaretlerine bu yoldan geçmiş birinden cevap bulmalarını diledim. İkinci kitabınızı heves ile bekliyorum. Gönlünüze, kaleminize layık ömrünüz olsun. Teşekkürler.

“İlk Ümit” Röportaj Serisinin Diğer Bölümleri İçin

Lütfen Tıklayınız…

16.12.2023 © Novelius Edebiyat

Bir Cevap Yazın