23.02.2025 © Novelius Edebiyat
Öykü | Gölge
Bir gece, evde tek başına yaşayan adam, kitap okuyordu. Birden, elektrik kesildi. Karanlıkta ne yapacağını bilemedi. Pencerenin önüne gelip sokağa baktı. Sokak lambası yanıyordu. Demek ki her zamanki gibi elektrik akımı 110 volttan 220’ye geçerken sigortayı attırmıştı. Mum aradı. Mumu buldu. Kibrit ile yaktı. Şimdi alt kata inip sigorta fincanını telle sarması gerekiyordu. Evin sigortası binanın girişinde idi. Elinde mum merdivenleri inmeye başladı. Kendine kızdı. Regülatör alsaydı bunlar başına gelmeyecekti. Merdiveni inerken birden çocukken babası ile olan anısı aklına geldi. Babası onu alt katta oturan amcasına bir şey almaya yollarken merdivenlerde elektriği kapatmasını isterdi. Gölgesinin onu takip etmesini istemezdi. Karanlıkta, onu takip eden gölgesi olmazdı. Gölgesi tarafından ele geçirilmesinin önünde duran koca bir sahicilik…
Merdivenler bitti. Binanın girişindeki taş kaplı holde bulunan merdiven altındaki sigorta fincanlarının asılı olduğu duvardaki mermer tablaya baktı. İşte fincanlardan birinin üstündeki tel yanmıştı. Sigortayı sarmak için bakır tel gerekiyordu. Bakır tel nerede var diye düşündü. Bodrum kattaki küçük ahşap kutuda olduğunu hatırladı. Babası bazı günler onu bu bodrumda eline kemerini alıp cezalandırırdı. Geceleri de bodrum kapağını kapatıp karanlık soğuk bodrumda tek başına bıraktığı çok olmuştu.

Bodrum kata inen ahşap kapağı açtı. Basamakları inip bodruma girdi. Burası tozlu, örümcekli ve çok karanlıktı. Mumu tutan eli mumu yakın bir yere tuttu. İlerideki köşede olmalıydı ahşap kutu. Fakat orada, ahşap kutuya benzemeyen karanlık çıkıntılar vardı. Mumu, bu garip yığına doğru tuttu. İrkilerek geri çekildi: Biri vardı orda, oturan biri. Bütün gücüyle geriye kaçmak istedi, kımıldayamadı. Mumu onun yüzüne tuttu: Mumun yönelttiği aydınlıkta ortaya çıkan hayale baktı. Aman Allah’ım! Karanlık içerisinde karşısına çıkan bastırdığı, bilinçaltına ittiği, devamlı ürktüğü, unuttuğu ve göz önünden kaldırarak bodruma hapsettiği babasıydı. Dizleri titredi, dişleri birbirine çarptı, ayağının altından kayıp gitti döşeme… Ancak buna rağmen ona yaklaştı. Babası eski tozlu örümcek bağlamış koltukta oturuyordu. Örümcek ağlarına tutturulmuş bir heykel gibiydi. Tozlanmış örümcek bağlamıştı.
Babası ile konuşmaya başladı. “Gittikçe sana benziyorum babacığım. Kimseleri beğenmiyorum. Ben de artık aklıma geleni herkesin yüzüne haykırıyorum. Genellikle bir isyan halindeyim. Ben, senin yetiştiğin köye dönmek istiyorum. Ahşap kirişli kerpiç bir evde yaşamak istiyorum. Okuduğum bazı kitaplar yüzünden kafam biraz karışık. Gene de sonunda sana benzeyeceğimi düşünüyorum. Yani ben de senin gibi ölecek miyim?” diye sordu. Babası cevap vermedi. Babasının yüzünde gururlu bir somurtkanlık vardı.
Kendi kendisiyle konuştuğunu fark edince babasının hayalinden kurtuldu. Ahşap kutunun içindeki bakır teli bulup aldı. Bodrumdan çıktı. Sigorta fincanına teli sardı. Elektrik tekrar geldi.
Üst kata merdivenlerden çıkarken ürperdi. Duvarın üzerinde bir gölge oluşmuştu. Gölge usulca duvarın üzerinden kaydı. Ona doğru ilerledi. Gözlerini ovaladı dikkatli baktı arkasındaki gölgeyi gördü. Ağzını açtı çığlık atmak istedi, ama sesi boğazında hapsoldu. Dondu. Kıpırdayamadı. Gölge, ona gülümsedi, elini boğazına uzattı sıkmaya başladı. Kurtulmaya çalıştı ama artık çok geçti.
Son nefesini verirken, babası kulağına fısıldadı “benim adım ölüm”
Şevket M. OĞUZ
S O N
Kapak Görseli: Childe Hassam, The Water Garden, 1909
Kare Görsel: René Magritte, Towards Pleasure, 1950
Yazar Hakkında:

Şevket M. Oğuz, 1960 yılında İstanbul-Fatih’te doğdu. Aksaray Pertevniyal Lisesinden sonra İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık i Akademisi Vatan İnşaat Mühendisliği bölümünden 1982 yılında mezun oldu. Askerliğini Manisa’da 1989’da yaptı. Mezun olduktan sonra yurt dışında S. Arabistan ve Libya’da çalıştı. Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra Koç grubunda çalışıp kendi yüklenici firmasını kurdu. Gölcük depreminden sonra güçlendirme konusunda tecrübe edindi. İstanbul’da okul, hastane ve devlet binalarının güçlendirilmesi ve yeniden inşası için kurulan valiliğe bağlı İstanbul Proje ve Koordinasyon Biriminin çeşitli kademelerinde çalıştı. Sivil toplum kuruluşlarında ihtisas konusu olan deprem ve güçlendirme konularında eğitimler vermektedir. Evli ve bir çocuk babasıdır. 2018 yılında emekli oldu. Yazmaya duyduğu ilgi, eşinin üyesi olduğu ve kendisini de ısrarla katılmaya teşvik ettiği okuma kulübü ile başladı. Dört boş kafes isimli öykü kitabı vardır.
23.02.2025 © Novelius Edebiyat


Kaleminize sağlık