Öykü: Bankamatik Sırası

04.02.2024 © Novelius Edebiyat

Yazar: Onurcan IRMAK

ÖYKÜ: BANKAMATİK SIRASI

novelius Sisli, soğuk rüzgârların gezindiği bir gündü. Bankamatiğin önünde sıraya girmişlerdi. En arkada. Sakallarını bırakmış emekli bir Türkçe öğretmeni. Aylığını çekecek biraz sonra. Arkasından bir el uzandı, tırnakları pembe ojeli. Döndürdü başını öğretmen ona. Gözlerinde kocaman gözlük. Dudakları arı ısırmış gibi şiş. Epey yaşlı bir kadın ama yüzü gergin.
Sırasını istedi. Öğretmen kaşlarını çatarak, “Hayır,” dedi. Herkes sırasını beklemeliydi. Cevap olarak, “Yıllardır devlet sanatçılığı yapmış birine nasıl sıranızı vermezsiniz?” dedi sanatçı, sol kaşı kancaydı. Öğretmen şaşırdı, sanatçının söyledikleri pek manalı değildi ama kendisi de devlet memuruydu. “Madem öyle,” dedi. Önündeki kel adamın omzundan tutarak sarstı. “Duydun mu sanatçıyı? Ben de otuz senelik öğretmenim, emekli devlet memuruyum. Sen de sıranı bana ver o zaman!” diye bağırdı. Muzipçe gülümsedi. Biraz korkmuştu ensesinde oluşan gürültüyle kel adam. Bir ileri bir geri adım atsa da sırayı terk etmedi. Kendi önündeki sarı saçlı kadına, “Belediye de kâtiplik yapıyorum, ben de memurum…” diyebildi ve sesi balonun hava kaçırması gibiydi. Sanırım sözleşmeli personeldi. Bunu duyan önündeki PTT’den emekli kadınsa hiç tavrını bozmadan sırasını beklemeye devam etti.

Onurcan Irmak


Fakat en önde, maden işçisi emekli adam para çekecekti tam da. Durdu. Montundaki küçük yırtığa baktı göz ucuyla. Delik büyüyormuş da sıcak, kara bir hava üflüyormuş sandı. Alnında tomurcuklanmıştı ter. Bileğiyle sildi. Maaş kartını montunun iç cebinden çıkartıp yerleştirdi ATM’ye. Makine sinir bozucu bir uyarıyla geri verdi kartı. Telaşlandı. Elleri titriyordu. Avuç içleri de tere bulandı. Kartı kuruladı montuyla. Tekrar yuvaya soktu. Yine geri itti.
Kulağına sürüklenen, yankısı geçmemiş seslereydi cevabı. “Maden emeklisiyim ben. Sanırım kartım da bozuldu.” Cümleleri söylerken sıradan uzaklaşıyordu. Kimse de duymamıştı mırıldandıklarını. Gülüşmüşlerdi kendi aralarında, birbirlerinden sıra istemelerine. Madenci üzerine alındı gülüşmeleri. Yüzü, üzerinde ateş gezdirilmiş gibi kızıldı. Hızlandı. Arkasına bile bakmadan. Gözleri ışıktan yoksunlaşıyordu. Görüşü bulandı. Kararmış elini hemen beresine götürdü. Işığını yoklayıp açtı. Damarının içindeydi şimdi maden. Kalasların arasından evine doğru ışığının yardımıyla yürüyüşünü sürdürdü. Derinden öksürüyordu. Öksürürken sayıklıyordu.
“90 yılında girdim madene. Okumak istedim fakat hayat şartları. Ne yaparsın?”
Boğazı dolmuştu havayı solumaktan. Kapkara tükürdü. Devam etti anlatmaya sonra. Nefes nefese karanlıkta.
“Aslında çocuklarım okudu. Hatta onlar okusun diye emekli olmama rağmen yine çalıştım. Zaten geçen sene emekli olabildim. Hem oğlum, ‘Sizler Etienne’siniz baba,’ demişti. ‘Yeryüzündekilerin üşümemesi için yer altına inenlersiniz.’ diye de eklemişti. Okumadım ama ısıttım sizleri…”

S O N

Onurcan IRMAK

Kapak Görseli: John Piper, Study for Salisbury, 1942

Kare Görsel: Antonio Berni, Demontration, 1934

Yazar Hakkında:

Onurcan Irmak

Onurcan IRMAK, edebiyat, mitoloji ve felsefe alanları ile ilgili kitaplar okuyor, edebiyata olan ilgisini yazdığı öykü ve yazılarıyla taçlandırıyor. Bazı öyküleri; Parşömen, Prolog Dergi ve Yazı-Yorum edebiyat dergisinde yayımlandı.

Daha fazla öykü için lütfen tıklayınız…

04.02.2024 © Novelius Edebiyat

Bir Cevap Yazın