mehmet bahçeci

2023 Edebiyat Soruşturması – Bölüm 33 – Ali Bektaş

17.01.2024 © Novelius Edebiyat

Yayına Hazırlayan: Mehmet BAHÇECİ

33.Bölüm: Ali Bektaş

edebiyat Editörün Notu: 2023 Yılı Edebiyat Soruşturmamızda, edebiyatın yükünü sırtlanmış birbirinden değerli isimleri ağırlıyoruz. Konuklarımıza az sayıda ve net sorular yöneltmeye gayret ettik. Edebiyatseverler için faydalı olması temennisiyle...

Soru 1:

2023 Yılını okuma ve yazma anlamında nasıl geçirdiniz? Kendinize ve projelerinize vakit ayırabildiniz mi? Bize Ali Bektaş‘ın 2023 yılı panoramasını çizer misiniz?

Cevap 1:

Merhaba, öncelikle bu güzel davet için Novelius Edebiyat’a teşekkür ederken bu soruşturmadaki cevaplarımı uzun süren bir gecikmenin ardından gönderebildiğim için özür diliyorum. Başlangıç soruşturmasına yetişemedim belki ama kapanışı kıyısından yakalamak da benim için özel bir yere sahip olacak.
2023 hem ülkemiz hem de dünyamız için gerçekten çok yorucu bir yıldı. Üretmenin, güzel şeyler söylemenin, iyi dilekleri çoğaltmanın yaşanan acılar nedeniyle utanılacak bir hâl aldığı kötü zamanlardan geçtik. Büyük deprem felaketinde kaybettiğimiz insanlarımız, sokaklarımız, anılarımız bir yanımızı hep eksik bırakacak, bir yanımızı hep buruk.


Tüm zorluklarına rağmen 2023 benim için üretken bir yıl oldu. Yılın başlarında kurulan Romanoku Yayınları’nın ilk kitabı “Dalında Öyküler”in derleyeni olmak ve bir öykümle bu heyecanlı başlangıçta yer almak benim için çok anlamlıydı.
2021 yılında yayımlanan “Gün Yüzü” adlı romanımın bin adetlik birinci baskısı da bu yıl içinde tükendi. Yenilenen kapağıyla birlikte ikinci baskısını “romanoku yayınları”ndan yapması 2023’ün en güzel olaylarından biriydi benim için. Yeni bir roman beklentisi çok fazla olsa da “Gün Yüzü”nün okurlardan hâlâ bu denli ilgi görüyor olmasına sevinmemek mümkün değil tabii.


Bu yılın benim için fuarlar, söyleşiler, imza günleri anlamında da canlı ve yoğun geçmesi her anlamıyla güzeldi.


2018 yılından beri Instagram üzerinden onlarca yazarla gerçekleştirdiğim canlı yayın sohbetlerini 2023’te stüdyo ortamında bir TV kanalına taşıyarak yeni bir tecrübe edinmiş oldum. “Ali Bektaş ile Güzel Olan” adlı programda her hafta bir konukla gerçekleştirdiğim canlı yayınlara yakında Anlam TV bünyesinde devam edeceğim.


Rutinlerimizin dışında oluşan yoğunluk, hayat koşturmacası ister istemez okuma dahil bir çok programımızın aksamasına neden olsa da elimden geldiğince okumalarıma sadık kalmaya çalıştım. Yine 2023’ün bir yeniliği olarak okumalarım arasına kitap dosyaları da eklendi. Bu durum beni bazen yoruyor ama okumalarım sonrasında yayımlanma aşamasına geçen iyi kitapları gördükçe ferahlıyorum. Kitaplaşan bu dosyalara ek olarak 2023’ün genelinde okuduklarım arasında Türk edebiyatından yeni çıkan kitaplarla kurgu dışı kitapların ağırlıklı olduğunu söyleyebilirim.

Soru 2:

2023 Yılında yerli ve yabancı pek çok eser okurlarla buluştu. Yeni çıkan kitapları takip edebildiniz mi? İçlerinden okuduklarınız ve beğendikleriniz var mı? Düşüncelerinizi kısaca paylaşır mısınız?

Cevap 2:

Özellikle okur olmanın yanına naçizane yazarlığı da eklediğim günden beri çağdaşlarımı okumaya veya en azından yeni kitaplarla ilgili genel bilgiler edinmeye çaba gösteriyorum. Bazen kitap alışverişleri ve hediye kitapların birleşmesiyle birlikte okunmayı bekleyenler rafım kalabalıklaşabiliyor. Bu nedenle 2023’te yayımlandığını sandığım bir kitabın 2022 hatta 2021 yılında yayımlanmış olması ihtimal dahilinde. Henüz okunmamış her metin yenidir diyerek tatlıya bağlayalım bu konuyu.


TV programımda konuk olarak ağırladığım isimlerin kitaplarına öncelik verdiğim bir yıl oldu ve bu isimleri sayarak başlamak en doğrusu olur sanırım. Pelin Gezeryel, Mehmet Bahçeci, Hüseyin Kılıç, Elif Derviş, Tuba Kumaş, Özlem Vural, Melike Pehlivan İşler, Ayla Burçin Kahraman, Başak Sipahioğlu Açır gibi isimlerin kitaplarını okuyup üzerine sohbet etme imkanı bulduğum bir yıl oldu 2023. Şanslıydım çünkü programa çıkmadan önce okumak için öncelik verdiğim kitapların hepsini keyifle okudum diyebilirim. Öykülerden özellikle usta işi diyaloglarıyla dikkat çeken “Leke” , samimi ve mizahi bir dil ile kurguyu başarıyla birleştirdiğini düşündüğüm “Şimdi Karşıya Geçebilirsiniz”i belirtmek isterim. Çeviri kitaplarıyla tanıdığımız Elif Derviş’in ilk romanı olan “Uyuşma” ile de program sayesinde tanıştım ve Valhaf’ın büyüleyici hikâyesini keyifle okudum. Novelius Edebiyat’ın kurucusu Mehmet Bahçeci’nin ilk romanı “İçimdeki Yangın” ile de yine program sayesinde tanışmış oldum. Hacimli bir ilk roman olarak gözümü biraz korkutmuştu ama akıcı dili ve olay örgüsü ile beni kısa sürede içine çekmeyi başardı.


2023 yılı içinde roman-öykü türünden okuduğum ve bende iz bırakan aklıma ilk gelenleri de listemize ekleyelim. Gündüz Vassaf’ın “Ressam’ın İsyanı”, Mehmet Erte’nin “Sahipsiz Yüzler”, Elçin Poyrazlar’ın “Çıplak Kalp”, Burak Soyer’in “Ring”, Yasemin Sever Erangin’in “Bir Cinayetin Sıradışı Hikayesii”, Ian McEwan’ın “Dersler”, Murathan Mungan’ın “995 Km”, Sezgin Kaymaz’ın “Düz Dünyacılar”, Judith Hermann’ın “Yuva”, Vigdis Hjorth’un “Postane Günlükleri, Annie Ernaux’un “Boş Dolaplar” ve “Yalın Tutku”, Marilynne Robinson’un “Evlerden Uzak” adlı romanları ile Mehmet Zaman Saçlıoğlu’nun “Yaz Evi”, Uğur Demircan’ın “Örtü”, Anıl Çetinel Örselli’nin “Ah Bu Şarkıların” , Zeynep Kaçar’ın “Tanrı ve Memeli Hayvanlar”, Mehmet Çimen’in “Her Şeyin Bi Şeyi Vardır”, Müge İplikçi’nin “Ah Be Melek”, Burcu Ünlü’nün “Ben Yokmuşum Gibi”, Şenay Eroğlu Aksoy’un “Sardunyaların Kışı” adlı öykü kitapları hafızamda ve gönlümde yer edenlerdendi. Eminim bu sohbetimiz yayınlandıktan sonra unuttuğum için kendime kızacaklarım da çıkacaktır.


2023 Romanoku Yayınları’nın da yayın hayatına adım attığı bir yıl oldu. Bu nedenle hem ilk okuyanlardan biri olduğum hem de okura ulaşmalarından ayrıca mutluluk duyduğum kitaplara bu başlık altında ayrıca yer vermek isterim: Figen Yıldız’ın “Yağmurlu Yokuş, Zeki Ben”, Şebnem Denk’in “Tengömlek”, Ali Nurdoğan’ın “Islık Çalmasını Beceremeyenler”, Erman Şahin’in “Karanfilin İzi Kaldı” adlı öykü kitaplarıyla Gamze Tigis’in “Köz Geçit” adlı şiir kitabı ve Türkiye’nin İlk Kadın Hava Trafik Kontrolörü olan Nazmiye Göyük’ün hayatını odağına alarak Cumhuriyetimizin 100. Yılına armağan edilen Ümit Yaban’ın “Gönlüm Göğe Dayalı” adlı anı-biyografi türündeki kitabı. Hepsi de benim için özel bir yere sahip olan bu kitaplardan çeşitli sebeplerle bahsetmemiş olsam 2023 yılı soruşturması benim için hep eksik kalırdı.

Soru 3:

2023 Yılı edebiyat tartışmaları yönünden de hararetli bir yıl oldu. Tartışmalarda şu üç başlığın öne çıktığını görmekteyiz; birincisi, kitaplara yönelik sansür uygulamasıydı, bir diğer tartışma çeviri eserlerde yapay zekâdan yararlanılmasıydı. Ve üçüncüsü de aslında hep var olan ve dönem dönem alevlenen intihal konusunda yapılan tartışmalardı…

Bu üç başlıktan dilediğiniz biri hakkındaki değerlendirmelerinizi paylaşır mısınız?

Cevap 3:

Bu üç tartışma konusu da ayrı ayrı uzunca değerlendirilebilir nitelikte. İntihal yapmadan, yapay zekâ kullanmadan ve kimseye sansür uygulamadan kısaca bir şeyler söyleyebiliriz. Sansür özellikle günümüzün çırılçıplak ve savunmasız dünyasında çok gerilerde kalması gerektiğini düşündüğümüz bir kavram. Buna itirazım yok. Ancak kitaplar ekseninde düşündüğümüzde de bu kavramı birçok alt başlığa ayırarak tartışmak gerekir. Bunlardan da en önemlisi “çocuk kitapları” başlığıdır. Sansüre genel anlamıyla karşı çıkarken çocukların okuyacağı kitaplar konusunda özel olarak şerh düşmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda yayımlandıktan çok sonra toplumda haklı olarak büyük tepkilere yol açan bazı çocuk kitaplarını hatırlamak iyi olacaktır. Hassasiyetlerimizi bu noktalara yoğunlaştırmamız ve yetişkin kitaplarında keyfî uygulamalardan, amacını aşan sansürlemelerden kaçınmamız kültür dünyamız açısından uzun vadede herkesin faydasınadır.


Yapay zekâ konusuna her anlamda temkinli yaklaşanlardan biri olarak özellikle sosyal medyanın aceleci yaklaşımıyla bize sunulan her yeniliği kutsamamızı şaşkınlıkla izliyorum. Yapay zeka çevirisi konusunda yaşanan bu tatsız olayların sadece çeviriyle sınırlı kalmadığı ve yapay zeka harmanlamasıyla kendi dilimizde kitaplar yazıldığı ve bunların bazılarının da özellikle genç okurlar nezdinde büyük ilgi gördüğü gerçeğini göz ardı etmemeliyiz. Ankara Kitap Fuarı’nı gezerken başarılı sporcularımızın, sanatçılarımızın hayatlarını anlattığı iddiasındaki küçük boyuttaki biyografik romanları merak edip biraz inceledim. Bu hafta kupayı kaldıran bir sporcunun diğer hafta biyografik romanının çıkmasını doğal zeka ile açıklamak pek mümkün değil sanırım. Burada sosyal medya gündeminin sıcak tartışmalarına kapılıp gitmek yerine özellikle yayıncıların “etik” konusunda eğitilmesi, sıkı denetimden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Hızla gelişen teknoloji insan zihninin gelişimine bu noktada çok da anlamlı katkılar sunmayacaktır. Teknoloji gelişirken düşünme, sorgulama, çözümleme yeteneklerimizin hızla azaldığını fark eden tek kişi ben değilimdir sanırım.


İntihali daha iyi anlamak için bu kelimenin Türkçe karşılığının “aşırma” olduğunu belirtmek yeterlidir sanırım. Bir tür hırsızlık olan aşırma kavramı da doğal olarak hukukun konusudur. Hukuksal olarak hak arama yoluna gitmeden sosyal medyada etkileşim aramanın ne kişilerin kendisine ne de edebiyatımıza bir katkısı olmayacaktır.

Soru 4:

Okumayı hep düşlediğiniz, ama bir türlü elinizin varmadığı, dolayısıyla da sürekli ertelediğiniz o kitaplara gelelim… Bu kitaplardan 2023’te, “Nihayet okudum,” dedikleriniz var mı? Okuma deneyiminizden kısaca bahseder misiniz?

Cevap 4:

Okumayı hep düşlediğim bir kitap varsa elimin bu düşe direnebileceğini sanmıyorum. Bu nedenle okumayı düşleyip okuyamadığım kitap yok ama bu yıl daha önce okumaya başlayıp sevmeme rağmen yarıda bıraktığım bir kitabı baştan okuma imkanım oldu. Italo Calvino’nun “Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu” romanı okurluk ve yazarlık konusunda insanı düşünmeye iten kıymetli bir eser. Ayrıca bir kez daha okumayı düşündüğümü de belirtmeliyim. Elimizin varmaması konusunda da eklemek gerekir ki belli dönemlerde çok sayıda kitabı topluca satın alıp okunmamışlar rafını zenginleştirebiliyoruz. Eminim bu cümlemi okuyan birçok dostum bu konuda bana hak verecektir. Bir kitabı okumak için ayrılan süreyle bir kitap kulesini sipariş etmek için ayrılan süre arasındaki uçurum bu durumu özetlemeye yetecektir.

Soru 5:

Deprem, ekonomik kriz ve savaşların gölgesinde yiten “sevimsiz” bir yılı daha geride bırakıyoruz. 2024 sizce neler getirir, nasıl bir yıl olur? Yeni yıldan neler bekliyorsunuz? 

Cevap 5:

Yeni yıla girerken bir video mesaj yayınlamış ve yılların bize bir şeyler getirip götürmek gibi bir gücü yok elbette ama yol ayrımları, yeni planlar, yeni yolculuklar, yepyeni umutlar insana güç verir demiştim. Bu anlamda 2023’e teşekkür ettiğim çok şey olsa da kızgınlıklarım da çok fazla. 6 Şubat Depreminin acısı ve ülkemizin deprem gerçeği asla aklımızdan çıkarmamamız gereken bir konu. Diğer tüm sorunlar bugün değilse yarın er ya da geç çözülecektir. Hem bireysel hem de toplumsal olarak önceliklerimizi yeniden gözden geçirmek, ayakları yere basan beklentilerde uzlaşmak ve önce kendi kapımızın önünü temizlemek, önce kendi mahallemizdeki eksiklikleri görmek ve sonra başka mahallelere sataşmak daha gerçekçi bir yol olacaktır. 2024’ün özellikle ekonomik olarak çok zorlu geçeceğini tahmin etmek zor değil. 2024’ün büyük acılar yaşamayacağımız bir yıl olmasını, gelecek yıl soruşturmasında güzel şeyler hanemize eklenecek cümlelerin çoğalmasını candan diliyor, Novelius Edebiyat’a candan teşekkür ediyorum. Selam ve sevgilerimle…

Soruşturma Ana Ekranına Dönmek İçin Lütfen Tıklayınız…

17.01.2024 © Novelius Edebiyat

Bir Cevap Yazın