27.12.2023 © Novelius Edebiyat
Yayına Hazırlayan: Mehmet BAHÇECİ
19. Bölüm: Ülkü Yağmur Ural
Editörün Notu: 2023 Yılı Edebiyat Soruşturmamızda, edebiyatın yükünü sırtlanmış birbirinden değerli isimleri ağırlıyoruz. Konuklarımıza az sayıda ve net sorular yöneltmeye gayret ettik. Edebiyatseverler için faydalı olması temennisiyle...
Soru 1:
2023 Yılını okuma ve yazma anlamında nasıl geçirdiniz? Kendinize ve projelerinize vakit ayırabildiniz mi? Bize Ülkü Yağmur Ural‘ın 2023 yılı panoramasını çizer misiniz?
Cevap 1:
2023 özel bir yıl. Sadece benim için değil elbette, ülkemiz için anlamı özel bir yıl. Cumhuriyetin 100. Yılında Novelius Edebiyat okuyucularıyla buluşmanın, bütün bir yılın benim penceremden değerlendirmesini yapacak olmanın bana ayrı bir keyif verdiğini ifade etmek isterim.
2023 benim için temposu yüksek bir yıldı. Bir önceki kitabımla ilgili etkinlikler ve imza günleri devam ederken diğer taraftan yeni kitabımı yazdım. Süreç zaman zaman zorlayıcı oldu. Zira, ağırlıklı olarak öykü yazıyorum. Yeni kitabım ise gerçek bir olaydan yola çıkarak kaleme aldığım bir roman. Roman yazmanın kendi içinde ayrı bir matematiği olduğu için çokça okuma yapmam gerekti. Sadece kitap değil, bilimsel araştırma ve makaleler okudum. Nihayetinde “Perdeleri Kapatma Anne” raflarda yerini alınca biraz soluklanırım sanıyordum ama öyle olmadı. Kitabın okuyucuyla buluşmasıyla etkinlik takvimim yoğunlaştı. Kitap fuarları, söyleşi ve imza günü etkinliklerine katıldım. Bu durum beni hayli mutlu ediyor çünkü okuyucuyla birebir temas halinde olmak bana da ışık tutuyor. Bu nedenle okur etkinliklerine özellikle önem veriyorum.
2023 yılı içinde beni çok mutlu eden gelişmelerden biri de yer aldığım bir seçki oldu. Cumhuriyetin 100. yılında 100 kadın yazarın bir araya geldiği, Son Sayfa Yayınları’ndan çıkan “Kadınların Yüzü” seçkisinde yer almak benim için gurur vericiydi. 100. yılda böyle bir projenin içinde yer alabilmek kendime verdiğim en özel armağanlardan biri oldu benim için.
Bu yıl beni en çok heyecanlandıran proje ise “Adı: Kadın” Öykü Seçkisi. Kadın yazarlar biraraya geldik ve genç kadın yazarların yoluna ışık tutabilmek amacıyla bu projeyi hayata geçirme kararı aldık. Projenin yaratıcısı ve sahibi, benim çok kıymetli dostum, televizyon programcısı ve yazar Yasemin Seven Erangin. Projenin koordinatörü ise benim. Seçkide yer alacak öyküleri belirleyecek olan bir jürimiz var. Jüride Buket Uzuner, Özlem Pekcan, İpek Özbey, Ayşen Şahin, Hatice Meryem, Elçin Poyrazlar, Ayça Güçlüten, Ayça Erkol ve Gönül Demircioğlu var. “Adı: Kadın” kitap dosyası 2023 yılı içerisinde oluşmaya başlasa da seçkinin raflarda yerini alması 8 Mart 2024’te olacak. Beni en çok mutlu eden ise kitabın tüm gelirinin Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’na bağışlanacak olması.

Soru 2:
2023 Yılında yerli ve yabancı pek çok eser okurlarla buluştu. Yeni çıkan kitapları takip edebildiniz mi? İçlerinden okuduklarınız ve beğendikleriniz var mı? Düşüncelerinizi kısaca paylaşır mısınız?
Cevap 2:
Okuma listem çok uzun benim. Ama o listeyi kafamda tasarlarken ister istemez bir çeşit pozitif ayrımcılık yapıyorum. Ben öykü yazmayı sevdiğim kadar öykü okumayı da seviyorum. Bu nedenle önceliğim öykü kitaplarından yana oluyor. Son dönemde okuyucuyla buluşan öykü kitaplarının pek çoğu bende var. Bazılarını okudum, bazıları okunmak için sırasını bekliyor. İçlerinden çok beğendiklerim de oldu, beklentimi karşılamayanlar da.
Büyük yayınevlerinin çıkarttığı öykü kitaplarından ziyade daha küçük yayınevlerinden çıkan kitapları okurken inanılmaz keyif aldığımı keşfettim. Çok daha yaratıcı, kurgusu ilginç, karakterleri sıra dışı öykü kitapları var. Ve ben onları okumayı daha çok seviyorum.
Soru 3:
2023 Yılı edebiyat tartışmaları yönünden de hararetli bir yıl oldu. Tartışmalarda şu üç başlığın öne çıktığını görmekteyiz; birincisi, kitaplara yönelik sansür uygulamasıydı, bir diğer tartışma çeviri eserlerde yapay zekâdan yararlanılmasıydı. Ve üçüncüsü de aslında hep var olan ve dönem dönem alevlenen intihal konusunda yapılan tartışmalardı…
Bu üç başlıktan dilediğiniz biri hakkındaki değerlendirmelerinizi paylaşır mısınız?
Cevap 3:
Bu yıl çokça konuşulan bu üç konudan intihal tartışmaları hakkındaki fikrimi paylaşmak isterim. Öncelikle, yaşanan olaya değinmeden evvel konudan bağımsız, intihal kavramına ilişkin genel bir değerlendirme yapacağım. İntihal sizin de dediğiniz gibi zaman zaman alevlenen bir konu. Bu yılın içinde iki kadın yazar arasında olan tartışmanın dışında önceki yıllarda da hem yabancı hem yerli edebiyatta zaman zaman intihal tartışmaları olmuştur. Üstelik yolun başındaki yazarlar arasında değil, çok ünlü yazarların bazı kitapları intihal iddialarıyla karşı karşıya kalmıştır.
İntihal sözlük anlamı olarak ne demek öncelikle tekrar hatırlatmak isterim. Türk Dil Kurumu aynen şöyle tarif ediyor; “Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma, aşırma.” Aşırmanın ne anlama geldiğini bu metni okuyan herkes bildiği için detaya girmeye gerek olmadığını düşünüyorum. Konunun pek çok boyutu var. Bunlardan biri hukuki boyut. Hukuki olarak iddia sahibi, iddiasını kanıtlamak zorundadır ve bu hayli zorlayıcı bir süreçtir. Sanat ve fikir eserleriyle ilgili davalar incelendiğinde ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır. Bilimsel yazılarda intihal iddiasının ispatı nispeten daha kolay iken edebi eserlerde kelime ve cümlelerde değişiklikler yapıldığı için daha zordur. Bu zorluk edebi eserlerin oluşum sürecinin olağan akışıyla ilgili. Suçlanan taraf, “Konular aynı olabilir ama cümleler birebir alıntılanmamıştır.” diyerek kendisini savunabilir ki genelde de böyle oluyor. Gelin görün ki olayın bir de vicdani boyutu var. İntihal, bana göre sadece vicdani erozyona uğrayan kişiler tarafından yapılabilir. Kadük yaratıcılıkları nedeniyle özgün eser veremeyenler zaman zaman bir başka eser sahibinin sanatsal ya da edebi ürününü kopyalayabiliyor. Bu nedenle intihal tartışmalarını değerlendirirken emeğe saygıyı göz önünde bulundurup insani olarak düşünmek gerektiğine inanıyorum.
Gelelim yakın zamandaki tartışmaya…Ben bu yıl yapılan tartışmadaki söz konusu iki kitabı da okudum. Her iki yazarla da hiçbir bağlantısı olmayan, öncelikle bir insan olarak, sonrasında ise bir yazar ve elbette bir okur olarak, iddia sahibini haklı bulduğumu ifade etmeliyim. Elbette ki ben hakim değilim. Bu söyleşi de bir mahkeme salonunda gerçekleşmiyor. Bu nedenle haddimi aşmak istemem ama intihal olduğu iddia edilen öykülerde, esinlenmenin ötesinde, haddinden fazla benzerlik olduğunu gördüm.
Tartışma sonrasında, konuyla ilgili okuduğum bazı yazılar ise beni bir hayli şaşırttı. Yazılan konular aynı olduğu için öyküler arasında benzerlikler olması normal karşılanmış. Bence son derece eksik bir bakış açısı bu. Konu aynı olsa bile yazan kişiler farklı. Bir olayın bende yarattığı hissiyat ile bir başka insanda yarattığı duygular farklıdır. Her şeyden öte iki yazarın durduğu nokta farklıdır. Güzel sanatlar fakültelerindeki bir resim dersini düşünün. Ortada bir canlı model olduğunu hayal edin. Etrafında da daire şeklinde oturmuş öğrenciler olsun. Modelin önünün dönük olduğu öğrencinin çizdiğiyle, arka tarafı resmeden ya da yandan bakan öğrencinin çizdiği aynı mıdır? Oysa model aynı. Kaç öğrenci varsa o kadar farklı resim çizilir. Elbette bu sadece bir benzetme ama konuya ilişkin bakış açımı açıkladığını düşünüyorum.
Soru 4:
Okumayı hep düşlediğiniz, ama bir türlü elinizin varmadığı, dolayısıyla da sürekli ertelediğiniz o kitaplara gelelim… Bu kitaplardan 2023’te, “Nihayet okudum,” dedikleriniz var mı? Okuma deneyiminizden kısaca bahseder misiniz?
Cevap 4:
“Koyunlar Yukarı Bakar” John Brunner’in kitabı. Nihayet okudum. Çok eski bir kitap hatta bilimkurgu klasiği. Tarz olarak bilimkurgu çok fazla ilgimi çekmiyor. Aslında okumayı ötelememin nedeni buydu. Okurken hiç tahmin etmediğim kadar zevk aldım. Kitap 70’lerin başında yazılmış olmasına rağmen yazarın kurgusu çok iyi. 1972’de yazılan kitabın 2023’te okunduğunda dahi güncelliğini koruyor olması sadece eserin özgünlüğünü değil yazarın öngörüsünün, yeteneğinin ve dehasının ne kadar üst düzey olduğunun kanıtıdır bence. 1995’te hayatını kaybeden Brunner’i de bu vesileyle andığımız için memnun olduğumu ifade etmek isterim..
Ayrıca, son dönemde senaryolaştırılan eserlere merak saldım. Ben Radyo-Televizyon-Sinema bölümü mezunuyum. Eğitimini aldığım alanla da doğrudan teması var bu tür kitapların. Bu nedenle de özellikle ilgimi çekiyorlar. Çok kıymetli yazar dostum Özlem Pekcan’ın tavsiyesiyle İtalyan yazar Alberto Moravia’nın tüm kitaplarını okudum. Özellikle bu yazarı okumamın nedeni kaleme aldığı kitapların senaryolaştırılarak, çok ünlü yönetmenler tarafından beyaz perdeye yansıtılmış olması. Moravia’yı okuduğum zaman bir film izliyormuş hissiyatına kapıldım. Hangi kitabı olursa olsun bu durum değişmedi.
Soru 5:
Deprem, ekonomik kriz ve savaşların gölgesinde yiten “sevimsiz” bir yılı daha geride bırakıyoruz. 2024 sizce neler getirir, nasıl bir yıl olur? Yeni yıldan neler bekliyorsunuz?
Cevap 5:
Bu konuda pek romantik değilim. Yeni yılı büyük umutlarla bekleyenlerden olamadım maalesef. Zaman dediğimiz kavram kesintisiz bir şekilde akıp gidiyor. 31 Aralık’tan 1 Ocak’a geçilen “o an”a çok fazla anlam yüklemek bu nedenle tuhaf geliyor. Zira, yeni yılın hatırına birisi çıkıp elindeki sihirli değneği sallamıyor.
Yeni yılın gelmesine de lüzum yok, hemen şimdi tüm dünyadaki savaşlar sona erse mesela. Sıkıştırıldıkları coğrafyada bombalanan insanlar olmasa. Savaştan kaçıp bir hastanenin bahçesine sığınan çocuklar ölmese. İnsanların, evine ekmek götürme kaygısı olmasa, kadın cinayetleri işlenmese, üniversiteden mezun olan öğrenciler işsiz kalmasa, terör eylemleri son bulsa, depremlerde yıkılan binaların altında insanlarımız ölmese. Sayamadığım pek çok konu var. Zaten burada, yaşadığımız dünyanın da coğrafyanın da bozuk çarklarının tamamını alt alta sıralamak mümkün değil. Dünyanın düzeninin değişeceğini sanmıyorum ama tüm kimliklerimden sıyrılıp, salt insan olarak yine de, umutsuzca iyilik, güzellik, barış diliyorum.
Bana gelince… Akan hayatın içinde belki de en iyi bildiğimi yapmaya, yazmaya devam edeceğim.
Soruşturma Ana Ekranına Dönmek İçin Lütfen Tıklayınız…
27.12.2023 © Novelius Edebiyat

