07.12.2023 © Novelius Edebiyat
Yayına Hazırlayan: Mehmet BAHÇECİ
4. Bölüm: Nalan Kiraz
Editörün Notu: 2023 Yılı Edebiyat Soruşturmamızda, edebiyatın yükünü sırtlanmış birbirinden değerli isimleri ağırlıyoruz. Konuklarımıza az sayıda ve net sorular yöneltmeye gayret ettik. Edebiyatseverler için faydalı olması temennisiyle...
Soru 1:
2023 Yılını okuma ve yazma anlamında nasıl geçirdiniz? Kendinize ve projelerinize vakit ayırabildiniz mi? Bize Nalan Kiraz‘ın 2023 yılı panoramasını çizer misiniz?
Cevap 1:
2023 yılı bir taraftan nasıl geçtiğini bilmediğim ne kendime ne de projelere vakit ayırabildiğim bir yıl oldu. Ancak bir taraftan da – şöyle bir yılın uzunluğuna bakınca – birkaç şey de yapmışım diyebiliyorum. Bir süreden beri üzerinde çalıştığım roman dosyam bu yıl son şeklini aldı ve değerlendirilmek üzere yayınevine gönderdim. Cevabı beklerken de zaman uçup gitti. Bir yazı dizisine başlamayı düşünüyordum. İlk yazısını yazdım da “Odalar İçinde Odalar”. Mekân üzerine, mekânın insanlık durumu, insan kişiliği ve edebiyatta yer bulması üzerine bir yazı dizisiydi planladığım. Ancak devamı gelemedi bir türlü. Yine de aklımdan çıkarmış değilim. 2024 itibariyle sosyoloji ve edebiyat bağlamında bu diziye devam etmeyi istiyorum. Okuma anlamında da istediğim gibi bir yıl değildi, karmakarışık, o an yakın gelen kitaplar üzerinde durdum.

Soru 2:
2023 Yılında yerli ve yabancı pek çok eser okurlarla buluştu. Yeni çıkan kitapları takip edebildiniz mi? İçlerinden okuduklarınız ve beğendikleriniz var mı? Düşüncelerinizi kısaca paylaşır mısınız?
Cevap 2:
Bu yıl takip edebildiğim kadarıyla hem çok hem birçoğu nitelikli kitaplar okura ulaştı. Ancak kitapları seneler itibariyle sınıflayamıyorum. Birbiri üstüne geliyorlar zihnimde ve adlarıyla sıralanıyorlar, bazen de yazarlarıyla. Sadece bu yıl ile sınırlarsak Faruk Duman’ın Kargasabunu’nu ve Füruzan’ın Akim Sevgilim’ini çok severek okudum. Her yazdıklarını hevesle okuduğum bu yazarlar dışında kütüphaneyi karıştırırken bu yıl okuduğum ama basım yılına baktığımda 2021, 2022 yıllarını gördüğüm birçok kitapla karşılaştım. En hafif tabiriyle bir yıl, iki yıl geriden geliyorum sanırım.
Soru 3:
2023 Yılı edebiyat tartışmaları yönünden de hararetli bir yıl oldu. Tartışmalarda şu üç başlığın öne çıktığını görmekteyiz; birincisi, kitaplara yönelik sansür uygulamasıydı, bir diğer tartışma çeviri eserlerde yapay zekâdan yararlanılmasıydı. Ve üçüncüsü de aslında hep var olan ve dönem dönem alevlenen intihal konusunda yapılan tartışmalardı…
Bu üç başlıktan dilediğiniz biri hakkındaki değerlendirmelerinizi paylaşır mısınız?
Cevap 3:
İntihal ve özellikle sansür konularının bizim ülkemizde aslında hiç gündemden inmediği bilinir. Çeviri eserlerde yapay zekadan yararlanılması konusu ise görece yeni bir konu. Yapay zekânın günümüzde her yeri işgal ettiği bir çağda yaşıyoruz. Buna işgal diyorum çünkü yayılmacı haliyle dokunmadığı, izini bırakmadığı bir alan kalmadı gibi. Oysa ben hâlâ bir akşamüstü bir odada elimde bir kitapla zamandan kaybolmayı seviyor ve düşlüyorum. İnsanın elinin, ruhunun değmediği şeylerin bir parçasında bile olsa gerçeklikten yoksun olduğunu düşünüyorum. Çeviride de bu böyle; her kitabın bir ruhu, o kitaptaki her kelimenin, her noktalama işaretinin birden çok, hatta bazen çok çok daha fazla anlamı vardır. Yazar bazen gündelik kullanımın çok uzağında bir anlamı işaret etmiştir ve biz bunu bazen ancak bir sezgiyle kavrarız. Sezgi ise yapay zekâda olmayan, onun ulaşamayacağı bir yerdir. Çevirmenin gerçek emeğinin yapay zekayla silinebilmesinin düşüncesi bile kötü ve üzücü.
Soru 4:
Okumayı hep düşlediğiniz, ama bir türlü elinizin varmadığı, dolayısıyla da sürekli ertelediğiniz o kitaplara gelelim… Bu kitaplardan 2023’te, “Nihayet okudum,” dedikleriniz var mı? Okuma deneyiminizden kısaca bahseder misiniz?
Cevap 4:
Okumayı hep düşlediğim, aslında elimin de vardığı ama vardığı yerde kaldığı, bir türlü yaprakları çevirmenin mümkün olmadığı ya da birkaç sayfadan ileri gidemediği kitaplar elbette var. Ve 2023’te bu kitaplardan nihayet okudum diyebileceğim biri yok maalesef, yine ve yine teşebbüslerle geçti. Düşünüyorum da zaman da daralıyor, peki ne zaman okuyacağım ki artık. Gelecek yıla mı? Mutlaka, yani umarım.
Soru 5:
Deprem, ekonomik kriz ve savaşların gölgesinde yiten “sevimsiz” bir yılı daha geride bırakıyoruz. 2024 sizce neler getirir, nasıl bir yıl olur? Yeni yıldan neler bekliyorsunuz?
Cevap 5:
Yaşadıkça, sanki her yıl bir öncekinden daha kötü geçiyor. Çok karamsar bir tablo ama bu böyle. Geçmiş yılların kısa anlarda gerçekleşen sevinçlerini de bulamıyoruz bu son yıllarda. Depremin korkunçluğunu yaşarken hayatlarımızdan silinip gitmesi, savaşların korkunçluğunu yaşarken, haberlerden izlenen kadarıyla anlamak ve ekonomik kriz her daim bütçeyi sarsarken fiyatların sürekli artmasına alışmak. Biz her şeye alışıyoruz maalesef ve bu bizi aslında bir yandan içten içe kemiriyor. Çünkü biliyoruz tek bir başlığın bile hayatımızı aslında derinden sarstığını, ondan parçalar kopardığını. Bu çok derinde gerçekleşiyor ve biz görünürde hiçbir şey olmadığı zamanlarda bile yeis içinde öylece oturuyoruz ve içimizde hareket etmemenin hareket edememenin o gizli utancı büyüyor.
Bütün bunları düşünürken 2024 yılından ne mi bekliyorum? Aslında hiçbir şey. Ne savaşlar duracak dünyada ne doğal afetler ne de hiçbir dahlimiz olmadığı halde her daim bizi vuran ekonomik krizler. Biz yaşamaya, soluk almaya uğraşan yığınlar olarak, eğer felaketler tam da bizim üzerimizde gerçekleşmiyorsa henüz, yine her sabah işlerimize gideceğiz, yine her felaketi televizyondan izleyeceğiz ve delirme çağının ortasında aklımızı bir parçacık başımızda tutabiliyorsak yazacağız. Belki.
Soruşturma Ana Ekranına Dönmek İçin Lütfen Tıklayınız…
07.12.2023 © Novelius Edebiyat

