05.01.2024 © Novelius Edebiyat
Yayına Hazırlayan: Mehmet BAHÇECİ
30. Bölüm: Zeynep Özcan
Soru 1:
2023 Yılını okuma ve yazma anlamında nasıl geçirdiniz? Kendinize ve projelerinize vakit ayırabildiniz mi? Bize Zeynep Özcan‘ın 2023 yılı panoramasını çizer misiniz?
Cevap 1:
Son birkaç yıldır nerede olursam olayım kendimi elimde defter ve kalemle bir köşede yazarken buluyorum. Yazmak bana iyi geliyor, zorluklarla mücadele etmemi kolaylaştırıyor. Sorunuz üzerine neler yaptığıma şöyle bir dönüp bakınca anımsadım. Önce okur Zeynep’i Martı Kitap Kulübü’nde “Kitap ile Sohbet” lideri olmaya yönlendirdim. Ardından yazarlığımı dört ayrı eğitimle geliştirmeye çalıştım. Ne mutlu ki bu eğitimlerden birinde sizinle sınıf arkadaşıydık sevgili Mehmet Bey. Kıymetli Mario Levi Hoca’mın desteği ve yönlendirmeleriyle üzerinde çalıştığım romanımın ilk çeyreğini tamamlamak da mutluluk duyduğum gelişmelerin başında geliyor. Eğitimler dışında hikâye ve köşe yazıları yazdım. Büyük bir keyifle okullarda gıda yazarlığı üzerine seminerler verdim. 2023’e veda ederken artık yazar ve klinik psikolog Şule İzgi Şahin Hoca’mın yönetimindeki ODTÜ Edebiyat Kulübü’ndeyim. Yeni yılda okuyacağımız ve üzerine konuşacağımız kitaplar için heyecanlıyım.
Soru 2:
2023 Yılında yerli ve yabancı pek çok eser okurlarla buluştu. Yeni çıkan kitapları takip edebildiniz mi? İçlerinden okuduklarınız ve beğendikleriniz var mı? Düşüncelerinizi kısaca paylaşır mısınız?
Cevap 2:
Yeni çıkan kitapları yakından takip ettim ancak önceliğim başkaydı. Fırsat bulamadığım için kapağını dahi açamadığım kitaplarımın yer aldığı listeden başlamak ilk hedefimdi. Bir yandan bu eserleri okudum, diğer yandan da Martı Kitap Kulübü’nde bazen her hafta bazen iki haftada bir kurgu-kurgu dışı eserleri ele aldık. Kulüp sayesinde tahminimden daha fazla kitap okuma şansına eriştim. Zaten biliyorsunuz, sizinle sınıf arkadaşı olduğumuz Sevengül Sönmez Hoca’mızın editörlük derslerinde her hafta en az beş kitap not ediyorduk. Yeni çıkan kitaplardan birkaçını hemen okumadan edemedim.
Çünkü Fısıltılar Vardı, Mario Levi, Everest Yayınları:
Kıymetli hocam ve usta yazar Mario Levi’nin Everest Yayınları’ndan çıkan “Çünkü Fısıltılar Vardı” adlı eseri biz okurlarına yeni yıl hediyesi oldu. Merak ve heyecanla önce kitap kapağında hikâyenin izini sürmeye çalışırken tasarımcısı Kardelen Akçam’ı içten içe kutladım. Şahane cümlelerle başlayan eserde fısıltıların usulca derin bir hikâyeye dönüşmesi, hakikatin peşine takıldığımız sırada kendimizi yeni olay örgüsünün içinde buluşumuz… Çok etkileyiciydi. “Çünkü Fısıltılar Vardı” okurunu pek alışık olmadığı bir yolculuğuna çıkarırken, yazarlık öğrencilerine âdeta kurgu nasıl yapılır dersi veriyor.
Bunu Sen Oku, İclal Aydın, Artemis Yayınları:
Meslek büyüğüm ve hayranı olduğum değerli yazar İclal Aydın’ın “Bunu Sen Oku” kitabı hayat rehberim oldu, ellerimden tuttu. Ruhumu sardı, yolumu aydınlattı. İçimden “On yedi mektubun on yedisini de okumaya meğer ne çok ihtiyacım varmış” demeden edemedim. Eserdeki Ozan Ünal çizimleri de çok etkileyiciydi. Metni yavaş yavaş, tekrar tekrar okumakla yetinmedim, çizimleri de uzun uzun seyrettim. Gözyaşlarım bazen cümleleri dağıttı, bazen de çizimleri. “Bunu Sen Oku” sanki bir dost, bir arkadaş… Yazarına “Yaşarken uzun gelmişti ama ben kısa anlatacağım” dedirten o anılarda, satırlarda ihtiyaç duyduğum umudu, cesareti, yeniden ayağa kalkma hevesini buldum…
Senin Cahilliğin Benim Yaşamımı Etkiliyor, Celâl Şengör-Söyleşi: Damla Karakuş, Masa Kitap:
Masa Kitap’tan çıkan “Senin Cahilliğin Benim Yaşamımı Etkiliyor” kitabı da keyifle, bir çırpıda okuduklarımdan. Sevgili Damla Karakuş’un imzasını taşıyan nehir söyleşide, bir döneme ve günümüze Prof. Celâl Şengör’ün gözünden ve deneyimlerinden bakıyoruz.
Soru 3:
2023 Yılı edebiyat tartışmaları yönünden de hararetli bir yıl oldu. Tartışmalarda şu üç başlığın öne çıktığını görmekteyiz; birincisi, kitaplara yönelik sansür uygulamasıydı, bir diğer tartışma çeviri eserlerde yapay zekâdan yararlanılmasıydı. Ve üçüncüsü de aslında hep var olan ve dönem dönem alevlenen intihal konusunda yapılan tartışmalardı…
Bu üç başlıktan dilediğiniz biri hakkındaki değerlendirmelerinizi paylaşır mısınız?
Cevap 3:
Doğruluğu, yanlışlığı tartışılabilir; yalnızca fikirlerimi paylaşabilirim. İntihal konusu gündemde yer alışı sebebiyle ister istemez ilgimi çekti. Duygularımız kendimize göre biricikken aslında hiç de öyle değil… Geçtiğimiz yıl Sezen Aksu’nun Son Sardunyalar şarkısını dinlerken aklımdan bir cümle geçti. Kenara not ettim. Hatta üzerine yazı da yazdım fakat paylaşmadım. Bir süre sonra sosyal medyada aynı cümleyi gördüm. Paylaşmadığım için etkilenmiş veya aşırmış olamazlardı. Ben de kimsede görmemiştim. O gün bir kere daha anladım. İnsanlar aynı havayı soluyup aynı yaşamı paylaşırken kimi zaman benzer hislerle benzer cümleler kurabiliyorlar. Kelimenin tam anlamıyla bir intihal olmadığı sürece fikrim böyle… Bu kelimenin fonetik açıdan yumuşaklığına kapılıp, ağır bir manaya sahip olduğunu unutarak kullanabiliyoruz.
“Her etkileniş intihal midir?” sorusuna yanıt bulduğum an da hatırımda. Hocam Mario Levi’den etkilenerek yazdığım çok olmuştur. “Hocam bu ifadenizi çok beğendim, romanınızı okurken fark ettim, kullanabilir miyim?” diye sorduğumda “Hiç sorma Zeynepçiğim, yaz gitsin” demişti. Üzerine biraz düşününce çok mantıklı geldi. Yüce gönüllü hocamın bu cümlesinden yola çıkarak yukarıda sorduğum sorunun yanıtını kendimce buldum. Her etkilenişin intihal olmayacağı kanısındayım. Çünkü Mario Hoca’m sıklıkla der ki: “Edebiyatta söylenebilecek her şey söylenmiştir.” Geçen gün İlber Ortaylı Hoca’nın da intihal sorusuna benzer cümleyle karşılık verdiğine tanık oldum. Hak vermemek mümkün mü?
Soru 4:
Okumayı hep düşlediğiniz, ama bir türlü elinizin varmadığı, dolayısıyla da sürekli ertelediğiniz o kitaplara gelelim… Bu kitaplardan 2023’te, “Nihayet okudum,” dedikleriniz var mı? Okuma deneyiminizden kısaca bahseder misiniz?
Cevap 4:
Ah, olmaz mı? Nihayet okuduğum ve büyülendiğim pek çok eser var. İlk aklıma gelenlere ve yazın dünyamı etkileyenlere öncelik vereyim: Buluşmalar: Zamanlar-Kentler-Kitaplar, En Uzağından Unutuşun, Yalın Tutku, Aklımın Aynalı Çarşısı.
Buluşmalar: Zamanlar-Kentler-Kitaplar, Çiğdem Ülker, Remzi Kitabevi: Kıymetli Çiğdem Ülker Hoca’mın Buluşmalar kitabını okuduktan sonra hissettiklerimi nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Bir okur ve hayran olarak düşüncelerimi kısaca şöyle ifade edebilirim… Çiğdem Hoca’m eserinde okurunu şehirlerle buluşturmakla kalmıyor; geçmiş hikâyeler ve geleceğin ihtimalleriyle de bir araya getiriyor. Zamanın kapısını aralıyor… Not almaktan okumanızın sıklıkla bölüneceğine dair sizleri uyarmalıyım.
En Uzağından Unutuşun, Patrick Modiano, Can Yayınları: Okuduğum romanlar arasında üst sıralarda. Elimden bırakamadım, ikinci güne kalmadı bile. Harikaydı. Nobelli yazar Patrick Modiano, ödülünün hakkını veriyor.
Yalın Tutku, Annie Ernaux, Can Yayınları: Bu yıl kendime sıkı bir Annie Ernaux listesi de yapmıştım. Yalın Tutku’da geçen şu iki cümle/bölüm hâlâ zihnimde dönüp duruyor:
“Zamanın beni artık hiçbir yere götürmeyeceği duygusu beni sadece yaşlandırıyordu.” Sayfa: 19.
“Hikâyem nerede?” diye düşündüm. Ve sonra ekledim: “Artık hiçbir şey beklemiyordum.” Sayfa:50
Aklımın Aynalı Çarşısı, Devrim Yakut, Küsurat Yayınları:
Devrim Yakut’un öykücü kimliğini henüz keşfetmemiş olanlar varsa, ne kaçırdıklarından habersizler… Henüz okuma fırsatı bulamayanlara derim ki soğuma ihtimalini de göze alarak fincanınızı çayla doldurun, battaniyenizi dizlerinize örtün ve Aklımın Aynalı Çarşısı’nı bu akşam okumaya başlayın. Elinizden bırakamayacaksınız. Ayna öyküsünde lütfen beni de anın.
Soru 5:
Deprem, ekonomik kriz ve savaşların gölgesinde yiten “sevimsiz” bir yılı daha geride bırakıyoruz. 2024 sizce neler getirir, nasıl bir yıl olur? Yeni yıldan neler bekliyorsunuz?
Cevap 5:
2023 yılında büyük acılar, zorluklar gördük, ölümlere tanık olduk. Deprem dünyamızın gerçeği. Beklenmeyen bir şey de değildi. Ancak ölümlerin önlenebilecek olmasına rağmen insanoğlunun çoğaltma tutkusu yüzünden deprem, görmezden gelinen büyük bir felakete, tercihe ve cinayete dönüştü. Kayıplarımız için çok üzgünüm. Bu değişim ve dönüşümün içinde acılara çare olamayacaksa da ölümlerin yaşanmasına neden olan kişilerin cezalarını çekmelerini, düzenin değişmesini diliyorum.
İnsanlık tarihine olan yakın alakam, yaşadığım acıların üzerinden biraz vakit geçip de kendime geldikten sonra umut etmekten, iyiliği dilemekten vazgeçmemeyi öğretti. Dünyamız varlığından beri bir dönüşüm içinde. Defalarca yok olmanın eşiğine gelip dönüşerek yenilenmesi ve bugün üzerinde yaşadığımız hâle ulaşması büyüleyici. Bunu öğrendiğimden beri geleceğe yönelik içimde büyüyen birçok korku geride kaldı… Biz insanlar da yegâne evimiz dünyaya çok benziyoruz. Dünyayı bir kenara bırakalım, coğrafyamızın gördüğü acılara, zorluklara bakalım. Yüzüncü yılını kutladığımız 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı belki de en güzel örnek… Her şey bitmişken nice canlar yitmişken “Artık iflah olunmaz” denilmişken yeniden küllerinden doğan toprakların insanlarıyız. Marcus Aurelius Kendime Düşünceler’inde: “(…) Ezelden ebede her şey aynıdır, hep aynı döngülerdir tekrarlanan ve hiçbiri farklı değildir; herhangi biri, yüz ya da iki yüzyılda ya da sonsuzlukta hep aynı şeyleri görür” der, büyüleyici bir pasajdır… Hepimiz için bu sonsuz döngüyü anlama ve mücadele etme yolculuğunda umudu kaybetmemeyi, iyilikten taraf olmayı, edebiyatın da içinde bulunduğu sanata sıkıca tutunmayı diliyorum.
Soruşturma Ana Ekranına Dönmek İçin Lütfen Tıklayınız…
05.01.2024 © Novelius Edebiyat


