12.10.2024 © Novelius Edebiyat - Ümit Yaban
“Doğduğumuz yer kaderimiz midir, bilmiyorum. Fakat dünyanın hemen hemen her yerinde benzer acıların, yıkımların yaşandığını düşünüyorum. Hele ki mevzu kadınlarsa. Başka bir coğrafyada doğmaktan ziyade yeryüzünde hiçbir canlının haksızlığa maruz kalmamış olmasını dilerdim.”
MERAL ÇİÇEKLİDAL
Röportaj: Meral Çiçeklidal – Ümit Yaban
Ümit YABAN: Sayın Meral Çiçeklidal ilk kitabınız Küçücük Söylüyorum’u kutlarım, Everest Yayınları’ndan elimize geçti, tadı damağımızda kalan şahane öyküler okuduk. Teşekkürler. Öncelikle edebiyatla kurduğunuz ilişkiye de değinerek kendinizi tanıtır mısınız? Meral Çiçeklidal kimdir?
Meral ÇİÇEKLİDAL: Teşekkür ederim. Öğrencilik yıllarımdan beri yazmakla ilgili bir bağım vardı. Günce benzeri notlarla, kötü şiir dizeleriyle ve ara ara yerel bir gazetede köşe yazıları yazıyordum. Daha çok edebiyat okuyunca içimdeki yazma arzusu giderek arttı. Bir roman yazmaya kalkıştım ve yarım bıraktım. Öykü yazmanın kolay olacağını düşünüp öykü yazmaya başlamıştım. Büyük yanılmışım, öykü yazmak bir yerde çok daha zorlayıcıydı benim için. Daha fazla öykü okumaya başladım. Böylece yazma stilim değişti, yolumu buldum ve nihayetinde “Küçücük Söylüyorum”la buradayım.
Ümit YABAN: Öyküleri okuyunca başı dönmeyen kimseyi işitmedim henüz. Hepsi çok özenli, hepsi çok duygu yüklü. Doğduğun yer kaderindi derim hep. Okuyarak iliklerime kadar hissettim. Doğduğumuz yer gördüklerimizi, hissettiklerimizi ve yazdıklarımızı nasıl da belirliyor. Sevgili Meral başka coğrafyada doğsaydın bunca duygu yüklü yazabilir miydiniz?
Meral ÇİÇEKLİDAL: Doğduğumuz yer kaderimiz midir, bilmiyorum. Fakat dünyanın hemen hemen her yerinde benzer acıların, yıkımların yaşandığını düşünüyorum. Hele ki mevzu kadınlarsa. Başka bir coğrafyada doğmaktan ziyade yeryüzünde hiçbir canlının haksızlığa maruz kalmamış olmasını dilerdim. Yazamazdım dersem başka coğrafyalarda bunca güzel yazan yazarlara haksızlık etmiş olurum.
Ümit YABAN: Kitabın kapak tasarımı sizin bir fotoğrafınızın resimleştirilmiş hali diye biliyorum. Bir öykü ile ilişkili mi, biraz bahseder misiniz?
Meral ÇİÇEKLİDAL: Bir öyküden ziyade bir yaşanmışlığı taşıdık kitabın kapağına. Kız kardeşimle çocukluk fotoğrafımız. Çocuklukta verilmiş bir sözdü bir kitabın içinde olmak. Biz birbirimize sarılarak “küçücük söylüyorum”un kapağındayız.
Ümit YABAN: Günlük yazma rutininiz var mıydı? Malum yaşam büyük bir koşuşturma, bu koşturma arasında yazmaya günlük ne kadar zaman ayırabiliyordunuz?
Meral ÇİÇEKLİDAL: Günlük yazma rutinim ne yazık ki olmadı. İş, ev ve annelik arasında geçen bir koşuşturma. Kafamın içinde aylarca dönüp dolanan öyküyü, bulduğum ilk boş vakitte yazıyorum.
Ümit YABAN: Ben Ekmen Ban ve Bemal’i filmleştirmek çok isterdim. Cici tarzında çok bize hitap eden filmler olurdu eminim. Peki ya siz hangi öykünüz filmleştirilsin isterdiniz ve oyuncu olarak kimleri seçerdiniz?
Meral ÇİÇEKLİDAL: Tüm öykülerimle kurduğum bağ farklıdır. Özellikle birisini seçmem gerekirse bu bisküvili lokum olurdu. Düğünlerde lokum dağıtılmasını dört gözle bekleyen herhangi bir çocuk oynayabilir.
Ümit YABAN: Çoğunlukla “evlat” cephesinden okuduk. O cephede mücadeleniz daha uzun yıllara dayandığından mı yoksa oradan anlatmak daha mı kolay sizin için. Evlat Meral ile anne Meralden bahseder misiniz biraz bize?
Meral ÇİÇEKLİDAL: Çocuk gözünden daha sade bir anlatım olduğunu düşündüğümden bunu tercih ettim. Olayları olduğu gibi aktardıkları için belki de çocuklar. Onların olaylara bakış açısı ve her şeyi sorgulamaları çok hoşuma gider. Hırçın bir çocuktum. Galiba iyi bir anneyim, Nil Şeyma’ya sormak lazım.
Ümit YABAN: On yedi öykü uzun süredir gördüğüm en çok öykü içeren ilk kitap. Daha azı da olabilirdi neden bu kadar bonkör davrandınız? Keşke ikinci kitaba saklasaydım dediğiniz öyküler var mı içlerinde?
Meral ÇİÇEKLİDAL: Öykülerimin tamamı kısa olduğundan on yedi öykü bence ideal oldu. Aklım ikinci kitaba saklasaydımdan ziyade keşke bir tane daha mı koysaydımda kaldı.
Ümit YABAN: İlk kitabınızı okurlarla buluşturdunuz. Peki ya bundan sonrası nasıl ilerleyecek? Üzerinde çalıştığınız dosyalarınız var mı?
Merla ÇİÇEKLİDAL: Evet, roman üzerine çalışıyorum. Fakat yol uzun, sabır ve emek gerekli. Zamanı kestiremiyorum. Bol bol okuyup yazmaya devam edeceğime inanıyorum.
Ümit YABAN: Son olarak yazmaya ilk başladığınızdaki Meral ile şimdiki Meral’i kıyaslar mısınız? Nasıl bir dönüşüm gerçekleşti? Bu sizi mutlu mu yoksa mutsuz eden bir durum mu?
Merla ÇİÇEKLİDAL: Öykü yazmaya başladığımdaki halim elbette bunca iyi değildi. Uzun öykü yazıyordum ve sanırım kötü öykülerdi. Zaman geçtikçe çok okumanın ve yazmanın karşılığını alıyoruz. Öykülerimiz iyiye evriliyor. Geldiğim noktadan mutluyum fakat çalışmaya devam. Bu güzel davetin için teşekkür ederim.
Ümit YABAN: Sorularımla okuyanların hem sizi daha iyi tanıması hem de kendi kafalarındaki soru işaretlerine bu yoldan geçmiş birinden cevap bulmalarını diledim. İkinci kitabınızı heves ile bekliyorum. Gönlünüze, kaleminize layık ömrünüz olsun. Teşekkürler.
“İlk Ümit” Röportaj Serisinin Diğer Bölümleri İçin
12.10.2024 © Novelius Edebiyat


