Yayına Hazırlayan: Mehmet BAHÇECİ
22. Bölüm: Hatice Günday Şahman
Soru 1:
2023 Yılını okuma ve yazma anlamında nasıl geçirdiniz? Kendinize ve projelerinize vakit ayırabildiniz mi? Bize Hatice Günday Şahman‘ın 2023 yılı panoramasını çizer misiniz?
Cevap 1:
2023 yılı Hatice Günday Şahman’ın yazı masasından çok okuma koltuğunda oturduğu bir yıl oldu şeklinde özetleyebilirim. “Verimli” sözcüğünü nicelik anlamında kullanmadığımı belirterek bu yılın okuma anlamında oldukça verimli geçtiğini söyleyebilirim. Edebiyat Nasıl Okunur (Terry Eagleton, Çev: Elif Ersavcı, İletişim), Bir Yazar Gibi Okumak (Francine Prose, Çev: Seda Çıngay Mellor, Kıraathane), Dünya Romanının Serüveni (Necip Tosun, Ketebe), Akan Zaman Duran Zaman (Melih Cevdet Anday, Everest) gibi kurgu dışı kitaplara geçmişe nazaran biraz daha ağırlık verdim. Çok uzun süre önce okuduğum bende iz bırakan kitapları, klasikleri tekrar okudum. Italo Calvino “Bir klasiği her yeniden okuma, ilk okuma gibi bir keşif okumasıdır,” der. Söz konusu bu tekrar okumalar eserlerin derinliklerini, farklı katmanlarını keşfetmemin yanı sıra metinlerin yapısına ilişkin yazan gözüyle teknik değerlendirme/inceleme yapmamı da sağladı. Ayrıca okuma grupları ile gerçekleştirdiğim okumaların da (ki bazı eserleri daha önce okumuş olduğum halde) oldukça yararlı olduğunu belirtmeliyim. Sözgelimi Cumhuriyetimizin 100. Yılı dolayısıyla Çalıkuşu, Vurun Kahpeye gibi Cumhuriyet Dönemi edebiyat eserlerini ve akademik çalışmaları karşılaştırmalı olarak okumak zenginleştirici bir deneyim oldu. Bağlantılı olarak İpek Çalışlar’ın titiz çalışması “Biyografisine Sığmayan Kadın Halide Edip” kitabını da yeniden okudum. Bu şekildeki bağlantılı okumalar, okuma programının rotasını değiştirse de kendimi alıkoyamadığım bir durum. Yine, Joseph Campbell’ın Tanrıçalar ve Tanrıça’nın Dönüşümleri’ni grupla okurken Tanrılar Kadınken (Merlin Stone, Çev: Nilgün Şarman, Payel) ve Kadının Yazısız Tarihi (Yıldız Cıbıroğlu, Payel) kitaplarını okumak çok yönlü bir bakış açısı kazandırdı. Yazma çalışmalarım ise ikinci öykü dosyamın yayınevinde kitaplaşma süreci devam ederken basılı ya da internet üzerinden yayın yapan farklı mecralarda, kitap inceleme yazıları ve yazar söyleşileri noktasında yoğunlaştı. Ama yeni öykü uçları da ufak ufak zihnimden kâğıda dökülmeye başladı şimdilerde.
Soru 2:
2023 Yılında yerli ve yabancı pek çok eser okurlarla buluştu. Yeni çıkan kitapları takip edebildiniz mi? İçlerinden okuduklarınız ve beğendikleriniz var mı? Düşüncelerinizi kısaca paylaşır mısınız?
Cevap 2:
Bu seneki okumalarımda yeni çıkan eserlere çok fazla zaman ayıramadım. Sosyal medyada ve edebiyat sitelerinde yeni çıkan kitapları, inceleme yazılarını ve yazarlarla yapılan söyleşileri takip etmekle ve isimlerini okunacaklar listesine eklemekle birlikte ne yazık ki pek çoğunu alıp okuma şansım olmadı henüz.
Okuduğum öykü kitapları arasında Tuba Dere’nin Uzaklara Giden Hükümdar isimli kitabından söz etmek isterim. Dere’nin geçmişi ve bugünü, yereli ve evrenseli, gerçek ve gerçeküstünü bir arada harmanladığı öykülerinde kadim anlatı geleneğinden izler taşıyan kendine has üslubunu, biçim ve içerik uyumunu, atmosfer kurulumundaki ince detayları çok yetkin buldum. Özellikle Manas Destanı’ndan esinlenerek kaleme alınan aşk ve iktidar olgusunun değişik bir bakış açısıyla irdelendiği Uzaklara Giden Hükümdar öyküsünü çok beğendim. Yazar, Semetey veAyçürök gibi isimler de dâhil olmak üzere kıyafet, yeme içme, oynanan oyunlar gibi ayrıntıların yanı sıra karakterlerin konuşmaları, seçilen kelimeler ve cümle kurulumlarının da dönemin ve destanın ruhunu yansıtır olmasına özen göstermiş.
Çeviri eser olarak Norveç’li yazar Vigdis Hjorth’ün Miras (Çev: Dilek Başak, Siren Yayınları) romanını etkileyici buldum. (Kitap 2021 yılında basılmışsa da ben bu sene okuyabildim) Romanın konusunu çocukken babasının cinsel istismarına uğramış bir kızın, ellili yaşlarında, babasının ölümünden sonra ailenin diğer bireyleri ile ilişkileri, çatışmaları, hesaplaşmaları ve çocukken yaşadığı travmanın hayatındaki yansımaları oluşturuyor. Romanda işlenen cinsel istismarın aile tarafından görmezden gelinmesi, inkâr edilmesi, sessiz kalınması farklı nedenlerle olsa da bizim ülkemizde yaşanan ensest olaylarına ilişkin takınılan tutumla taşıdığı benzerlik şaşırtıcı. Yazar Vigdis Hjorth’un kendi yaşanmışlıklarından yola çıkarak yazdığı roman, “Kutsal Aile” üzerine okuru farklı yönlerden sorgulamaya yönlendiren nitelikte. Yazar metne belli bir mesafeden yaklaşmış, gereksiz duygusallık, ajitasyon ve melodrama kesinlikle düşmemiş. Romandaki sarsıcı gerçekler kadar olayların aktarılışı, yalın dilinden de etkilendiğimi belirtmeliyim.
Yeni çıkan kurgu dışı kitaplardan ise Onur Çalı’nın Gemilerle Seyahat Eden Sözcükler (Sia Kitap) isimli deneme kitabını ilgiyle ve keyifle; Nurdan Gürbilek’in Örme Biçimleri – Bir Ters Bir Düz Fragmanlar (Metis Yayınları) kitabını da dikkatle ve altını çizerek okudum.
Soru 3:
2023 Yılı edebiyat tartışmaları yönünden de hararetli bir yıl oldu. Tartışmalarda şu üç başlığın öne çıktığını görmekteyiz; birincisi, kitaplara yönelik sansür uygulamasıydı, bir diğer tartışma çeviri eserlerde yapay zekâdan yararlanılmasıydı. Ve üçüncüsü de aslında hep var olan ve dönem dönem alevlenen intihal konusunda yapılan tartışmalardı…
Bu üç başlıktan dilediğiniz biri hakkındaki değerlendirmelerinizi paylaşır mısınız?
Cevap 3:
Çeviri eserlerde “yapay zekâ” kullanılmasına bir okur olarak kesinlikle karşıyım; eğer yayınevleri bunu tercih ederse, kitabın künyesinde belirtilmesi gerekir ve ben böyle bir çeviriyi satın almam. Yayınevlerinin böyle bir şeyi yapmak istemesi tamamen ticari kaygıdır ve nitelikli edebiyatın önünde bir engeldir.
Edebiyatın özünü insana dair çelişkili/ çatışmalı/ gizli/ değişken duygular, insan psikolojisi oluşturur. Çeviri yapabilmenin ön koşulu anlamak, özümsemektir. Bu duygular mekanik olarak tanınıp özümsenebilir mi? Sanmıyorum. Ayrıca argo, yerel söylem ve sokak dili de dâhil olmak üzere çok yönlü bir dil hâkimiyeti kadar toplumun sosyo-kültürel altyapısına hatta tarihine de hâkim olmak gerekir ki edebi metin başka dile aktarılabilsin.
Duygu Akın’ın Mrs. Dalloway’i çevirirken kurduğu şu cümleyi “yapay zekânın kurabileceğine ihtimal vermiyorum. “Big Ben’in peşi sıra, kucağında bir dolu ıvır zıvırla gelen gecikmeli saat, akıcılıkla, ortalığı karıştıra karıştıra çınlıyordu. Taşıtların saldırısıyla, kamyonların gaddarlığıyla, sürüsüne bereket kasıntı erkek ve gösterişçi kadının heveskâr yürüyüşüyle, işyeri ve hastanelerin kubbe ve kuleleriyle karşılaşıp bolca hırpalanan, paralanan bu kucak dolusu ıvır zıvırın son kalıntıları şimdi, sokakta bir an kıpırdamadan durup ‘Asıl mesele cismani olanda’ diye mırıldanan Miss Kilman’ın vücudunda, tükenmiş bir dalgadan kalma püskürtüler gibi dağılıp gidiyordu.”
Ne kadar donanımlı olursa olsun, hiçbir “Yapay zekâ”nın Dünyada sadece yedi dile çevrilen Joyce’un Finnegan Uyanması’nı Fuat Sevimay gibi; George Perec’in hiç e harfi kullanılmadan yazdığı Kayboluş’u hiç e kullanmadan çeviren Cemal Yardımcı gibi çevirebileceğine inanmıyorum.
Soru 4:
Okumayı hep düşlediğiniz, ama bir türlü elinizin varmadığı, dolayısıyla da sürekli ertelediğiniz o kitaplara gelelim… Bu kitaplardan 2023’te, “Nihayet okudum,” dedikleriniz var mı? Okuma deneyiminizden kısaca bahseder misiniz?
Cevap 4:
Hep düşlediğim olmasa da okumak istediğim ama ertelediğim kitaba biraz da sizin sorunuzun kışkırtmasıyla, Georges Perec’in Yaşam Kullanma Kılavuzu’na (Çevirmen İsmail Yerguz, İmge yayınları) yeni başladım. Arka Kapak’ta “On yıl boyunca tasarlanan, iki yılda yazılan, belki bir günde bir solukta okunacak, belki bir haftada hazmedilemeyecek, herkesin istediğini bulabileceği bir yapıt olan Yaşam Kullanma Kılavuzu düzensiz büyük bir düzen ya da son derece düzenli bir düzensizlik -yani yaşamın kendisi- Edebiyat türleri açısından sınıflandırılması oldukça zor bir yapıt.” olarak tanıtılan “Perec’in her şeyi sıkıştırdığı” 640 sayfalık yapbozun 59. sayfasındayım henüz. Ve sanırım 2023 bitmeden “Nihayet ve İyi ki Okudum” diyeceğim bir eser olacak Yaşam Kullanma Kılavuzu.
Soru 5:
Deprem, ekonomik kriz ve savaşların gölgesinde yiten “sevimsiz” bir yılı daha geride bırakıyoruz. 2024 sizce neler getirir, nasıl bir yıl olur? Yeni yıldan neler bekliyorsunuz?
Cevap 5:
2024 neler getirir, nasıl bir yıl olur bilemiyorum. Ama sizin de belirttiğiniz gibi 2023 sevimsizliğinde olmasın, özellikle savaşlar son bulsun ve deprem gibi bir felaket yaşanmasın. Ve elbette ekonomik krizi atlatalım ki daha çok kitap yayınlansın ve hesap kitap yapmadan daha çok kitap alabilelim. Ve kişisel olarak da yeni yılda yeni kitabımın okuyucuyla buluşmasını diliyorum. Yol bizi nereye götürecek bilinmez ama kitaplar ve umut yoldaşımız olsun.
Soruşturma Ana Ekranına Dönmek İçin Lütfen Tıklayınız…
28.12.2023 © Novelius Edebiyat


