22.12.2023 © Novelius Edebiyat
Yayına Hazırlayan: Mehmet BAHÇECİ
15. Bölüm: Meral Saklıyan
Soru 1:
2023 Yılını okuma ve yazma anlamında nasıl geçirdiniz? Kendinize ve projelerinize vakit ayırabildiniz mi? Bize Meral Saklıyan’ın 2023 yılı panoramasını çizer misiniz?
Cevap 1:
Merhaba… Bir yazar ve hekim olarak 2023 yılı benim açımdan oldukça yoğun bir yıl oldu. 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle gönüllü doktor olarak uzun aralıklarla deprem bölgesinde bulunmak istedim ve bulundum. Bu zaman zarfında kendime ve projelerime ara ara zaman ayırmaya da çalıştım. Bulunduğum bölgede (Hatay-Samandağ-Tomruksuyu Köyü Çocuk ve Gençlik Obası) oldukça zengin bir çadır kütüphanemiz vardı. Hekimlik ve öbür işlerden arda kalan zamanlarda ve elektriğin olduğu ender gecelerde bol bol kitap okuma fırsatı bulduğumu söyleyebilirim. Bu biraz da orada bulunan çocuklara örnek oluşturma açısından gözettiğim bir eylemdi.
Soru 2:
2023 Yılında yerli ve yabancı pek çok eser okurlarla buluştu. Yeni çıkan kitapları takip edebildiniz mi? İçlerinden okuduklarınız ve beğendikleriniz var mı? Düşüncelerinizi kısaca paylaşır mısınız?
Cevap 2:
Daha önce söz ettiğim üzere kendime yönelik yaptığım pek az eylemim oldu. Zamanımın çoğu kitap okumakla geçti. Takdir edersiniz ki, böyle bir ortamda seçme şansım yoktu ya da çok azdı, denilebilir. Daha sonra bu durumdan çokça hoşnut olduğumu söyleyebilirim, zira uzun zaman okumak isteyip de bulamadığım ya da bir türlü el atamadığım birçok kitap çıktı gelen kitap kolilerinden. Felsefe kitapları, çocuk ve gençler için gönderilen kitaplar, çocuklar için felsefe, okul öncesi ve ilkokul öğrencileri için gelen çizgi romanlar, boyama kitapları… Okuma listemde olmayan bir sürü kitap okumak zorunda kaldım ve iyi ki böyle oldu.
Soru 3:
2023 Yılı edebiyat tartışmaları yönünden de hararetli bir yıl oldu. Tartışmalarda şu üç başlığın öne çıktığını görmekteyiz; birincisi, kitaplara yönelik sansür uygulamasıydı, bir diğer tartışma çeviri eserlerde yapay zekâdan yararlanılmasıydı. Ve üçüncüsü de aslında hep var olan ve dönem dönem alevlenen intihal konusunda yapılan tartışmalardı…
Bu üç başlıktan dilediğiniz biri hakkındaki değerlendirmelerinizi paylaşır mısınız?
Cevap 3:
Sansür neye ve kime karşı yapılırsa yapılsın ifade özgürlüğünü, dolayısıyla ifade edeni, edileni yok etmeye yönelik bir eylemdir. Algıyı bir biçimde kontrol etmeyi amaçlar ve hızla bunu gerçekleştirmeye çalışır. Bu haliyle edebiyatta, sanatta sansür kabul edilebilir bir durum değildir. Yaratıcılığı kökünden yok eder. Dolayısıyla sansür ve sanat terimi aynı kapta barınamaz, sığdırılamaz. Birinin olduğu yerde öbürünün hayat bulması olası değildir.
Yapay zekâ’dan yararlanmak kişisel bir eylemden öteye gidemez diye düşünenlerdenim. Bir başkası benim yerime yazacaksa, üretecekse, edebi bir eser oluşturacaksa bunun benim edebi kişiliğime hiçbir yararı olamaz. Bir öyküyü, romanı, makaleyi… yazdıktan sonra okumak ve ilk yazdıklarımızla son yazdıklarımız arasındaki farkı görmek insanın haz duyacağı ve kendine kavuşacağı ender anlardan biridir. Benim için bu durumun Edebiyatta İntihal konusundan pek bir farkı yoktur. Bir insanın fikrini çalmakla, yazdıklarını çalmak aynı şeydir. Ancak bir yazar için daha iyi bir yazarı, edebi eseri örnek almak, kelime, cümle, bakış açısı, yazma şekli gibi konularda ondan yararlanmak olasılık dahilindedir ve bu durumda beis yoktur. Bundan daha öteye gitmek hırsızlıktır, suçtur.
Soru 4:
Okumayı hep düşlediğiniz, ama bir türlü elinizin varmadığı, dolayısıyla da sürekli ertelediğiniz o kitaplara gelelim… Bu kitaplardan 2023’te, “Nihayet okudum,” dedikleriniz var mı? Okuma deneyiminizden kısaca bahseder misiniz?
Cevap 4:
Benim çocukluğumda Kemalettin Tuğcu kitapları dışında çocuklara yönelik kitap yoktu ya da ben bilmiyordum. Abilerim eve çizgi roman alırlardı. Teksas, Tommiks, Zagor, Tombrax, Kızıl Maske…. bu çizgi romanlarla büyüdüm. Hala çok severim ve elime geçtikçe okurum. Deprem bölgesindeki kütüphane çocukluğumun eksik kitaplarını yeniden önüme serdi, denilebilir. İkinci şansa çok inanırım, olasıdır, güzeldir ve ben de bu şansımı doya doya kullandığım için mutluyum.
Okuma alışkanlığım hiçbir zaman değişmedi. Nerede olursam olayım, şartlar ne olursa olsun, okurum. Yazmak için de ritüelim ve aradığım bir konfor alanım yoktur, lakin okuma alanım daha geniştir, her yerdir, her şeydir, daimadır, her konudur.
Soru 5:
Deprem, ekonomik kriz ve savaşların gölgesinde yiten “sevimsiz” bir yılı daha geride bırakıyoruz. 2024 sizce neler getirir, nasıl bir yıl olur? Yeni yıldan neler bekliyorsunuz?
Cevap 5:
İnsanın başına gelebilecek felaketlerin çoğunu kısa sayılabilecek bir süre içinde yaşadık, gördük, benimsedik ve sağ çıktık. Covid19 pandemisinde ön planda çalışan yoğunbakım doktorlarından biriydim. O günleri yaşarken bitmeyecek sandığım günlerim ve gecelerim çoktu. Covid19 virüsü ölüp ölüp binbir surat şeklinde diriliyor, demoklesin kılıcı gibi başımızın üstünde sallanıp duruyordu. O günleri anlatan kitabım BANA YAKLAŞMA’yı yazarken daha kötü günlerimiz olamaz, diye düşünüyordum. Çok geçmeden ormanlarımız yanmaya başladı. Ülkemin her yanı aynı anda yanıp kül oluyordu. Göz göre göre. Komplo teorilerinin aksine insanoğlunun özensizliği yine başı çekiyordu. Doğa bütün ekosistemiyle yok oluyor, canlı olan ne varsa yitip gidiyordu. Kıyamet bu, diye düşünenlerimiz daha sonra gerçek kıyametin koptuğu 6 şubat depremini yaşayınca, börtü böcekle beraber yandığımız o günleri hemencecik unuttu. Bu kez depremin yaralarını sarmak için ayağa kalktık ve harekete geçtik. Hala birbirimize şifa olmaya çalışıyoruz ve bu süreç henüz başladı.
Tam nefes alacakken başlayan ve süregelen savaşlar bizi yine soluksuz bıraktı. Olaylar kapımızın dışında gerçekleşiyor gibi görünse de içimizde bir yerde o savaşın sürdüğünü hepimiz biliyoruz. Virüsün yok ettiği tat alma duygumuz tam yerine gelmişken yeniden bozuldu. Yitip giden onca insanın haberi yediğimiz lokmayı boğazımıza tıkıyor. Her şey içimizin dışımıza yansıması ya da dışarıda olan bitenin içimize yansıması şeklinde cereyan ettiğine göre, olan biten her şeyde hepimizin payı büyük görünüyor. Bunun bilincinde olmak ve sorumluluklarımızın farkına varıp inisiyatifimizi dünya barışı için kullanmak birbirimize ve ekosisteme borcumuzdur. Umarım ve dilerim ki, hayat bundan sonra hepimize iyi davransın.
Soruşturma Ana Ekranına Dönmek İçin Lütfen Tıklayınız…
22.12.2023 © Novelius Edebiyat


