17.03.2024 © Novelius Edebiyat
Yazar: Erdinç BAŞARAN
ÖYKÜ: ASUMAN
Bir cümle kaldı yalnız aklımda: ”Güzel bir gün ve ben yaşıyorum.”
Oğuz Atay
Bu bozuk düzen yağmurla kalsa yine iyi. Sen hiç bardaktan boşanırcasına yağan, soğuk, yağmur dolu bir gecede, üstelik henüz daha kendin bile çocukken; kardeşine ablalık, annelik, babalık artık buna her ne deniyorsa… Koruyup, kollayıp, hasta olmaması için uğraş verdin mi? Apansız aydınlıklar bir taraftan, kulakları yırtan şimşekler diğer taraftan. Bunu çoğu kişi bilir. Evsizler daha iyi. Keşke herkes bilse. Bazılarımız ne yazık ki empati duygusundan yoksun. Zenginlere hep bahar.
Yağmurlu havalarda başım dönüyor ıslanan çocukları düşünmekten. Kaldırımlar çırılçıplak. Mecbur ıslanacaksın. En az yeşiller kadar. Nedendir bilmem senin şu konuşmanı anımsıyorum: ‘’Kızımız doğunca dünyanın en iyi ebeveynleri olacağız. Elini sıcak sudan soğuk suya koymayacağız. Zorluk görmeyecek, hep refah içinde yaşayıp, büyüteceğiz. En iyi liselerde, en iyi üniversitelerde okutacağız biricik kızımızı.’’ Evet aynen öyle olacak diyorum kendi kendime. Biricik kızım, benim ve teyzesinin yaşadığı çocukluğu, hayatı yaşamamalı. Hatta kimse yaşamamalı ama maalesef hiç kimse anasını babasını seçme lüksüne sahip değil.
Annem küçük kardeşimi doğurup ölünce düşmüştük sokaklara. Babam olacak ayyaş baba olamadı bize. Kendine bile bakamayan adamdan ne hayır gelirdi ki zaten! Bir süre sonra o da terk etti bizi. Kaldık Asuman’la bir başımıza sokaklarda. Daha yedi yaşımda atılmıştım bu zorlu hayata. Bakmakla mükellef olduğum ufacık bir kardeşimle ne yapar ne ederim diye düşünmekten kafayı yemek üzereydim. Çareyi kardeşim Asuman’ı yetiştirme yurdunun önüne bırakıp kaçmakta bulmuştum. Kendimden nefret ediyorum. Hâlâ neden böyle yaptığımı anlamış değilim. Kızıyorum kendime. Ama çocukluk. Çocuk aklı işte. İş işten geçti artık. Ne yapıyordur acaba Asuman, şu an? Tek bildiğim, on sekiz yaşına girince ayrılmış olduğu oradan. Ondan sonra haber alamadım. Bebek yaşta terk ettiğim kardeşim, reşit olunca annem gibi, babam gibi terk etti beni. Kızım öyle olmayacak ama. Ne annesi ne de babası onu terk etmeyecek onu. Ölüm olmadığı sürece tabii.
Bütün bu tasavvurlarım sessiz sedasız omzuma dokunuşunla son buluyordu.
‘’Aşkım, ne yapıyorsun gecenin bu saatinde? Neden uyumadın?”
Yorgunluğumu, üzüntümü anlamış olacak ki ellerimi, ellerinin arasına aldı…
‘’Uyku tutmadı canım, ben de yağmuru seyredeyim dedim.”
‘Canın sıkkın gibi, hayırdır bir şey mi oldu?”
‘Yo, hayır. İyiyim. Sadece uyku tutmadı. Sen geç yatağa geliyorum ben de.”
Geçirdiğim çocukluktan bihaber olan Cemal, saçlarıma kondurduğu buse ile yatağa giderken bakakaldım arkasından.
Gün ağarıyor, elimi karnıma götürüyor ve küçük Asuman’a sesleniyorum:
“Günaydın biricik kızım… Güzel bir gün ve biz yaşıyoruz…”
S O N
ERDİNÇ BAŞARAN
Kapak Görseli, Henri Martin, The Terrace in Marquaryol – Rainy Weather, 1920
Kare Görsel, Tamara de Lempicka, Portrait of a Young Woman in a Blue Dress, 1922
17.03.2024 © Novelius Edebiyat


