Site icon Novelius Edebiyat

Günlerden Öykü: Büyük Hesaplaşma

12.01.2025 © Novelius Edebiyat

Günlerden Öykü | Bölüm 19:  Büyük Hesaplaşma

Konuşacaktı, konuşacaktı babasıyla. Yaptığı işkenceydi. Babası yüzünden küçük düşüyordu ekiptekilerin hele de kız arkadaşının gözünde.
Bir kere sözünde durmamıştı babası. Kısacası yalancıydı. Bir yalancının oğluydu. Bunu sindiremiyordu. Kandırılmayı, aptal yerine konulmayı sindiremiyordu. Oysa ahmak değildi, sözünü tutmamış bir babanın oğluydu sadece. Talihsizliği bundan ibaretti ve bunun acısını çekiyordu. Fakat hesaplaşma denen bir kavram vardı. Hesaplaşacaktı işte. Gözünü karartmıştı. İki aydır garip rüyalar görüyordu. Derslerine de çalışamıyordu. Asık suratlı, çekilmez bir ihtiyara dönüşecekti bu gidişle. Özgüvenim de sarsılıyor, diye mırıldandı. Yakında bana acımaya da başlarlar. Bir insanın itibarı bir kere sarsılmasın başına her şey gelir. Ah baba, ah! Rezil ettin beni, üç beş kuruş için geleceğimle oynuyorsun. Bugüne kadar sana hiç saygısızlık yapmadım ama bu kez sert konuşacağım. Babasının ofisine giden koridora girdiğinde gırtlağını temizledi. Umarım yanında bir misafiri ya da müdürlerinden biri yoktur diye düşündü. Babanın konuğu yoktu. Elinde dolma kalemi üzgün üzgün öğle haberlerini dinliyor, izliyordu.

Erdinç Gültekin’le Günlerden  Öykü “Büyük Hesaplaşma” adlı on dokuzuncu bölümüyle devam ediyor…

Bursa’da yol verme kavgası kanlı bitmişti. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan kişi yaşam mücadelesi veriyordu. Kadına karşı şiddet tırmanmaya devam ediyordu. Son bir ayda on bir kadın bıçaklanarak öldürülmüştü. Atanamayan işsiz öğretmen intihara kalkışmış, son anda kurtarılmıştı. Cinnet geçiren ana iki çocuğunu öldürdükten sonra kendini beşinci kattan aşağıya bırakmıştı.
Bu sıra kapı çalındı. Oğul çatık kaşlarla odayı ortaladı. Burnunun ucu sızlıyordu, ağlayacaktı neredeyse.
Titreyen sesiyle, yüzü gözü dökülerek söze başladı.
“Bak baba, sana bugüne kadar bi saygısızlığım olduğunu düşünmüyorum. Ama bugün, bu dakika seni kınıyorum. Biricik oğlunu düşürdüğün durumdan dolayı kınıyorum.”
Baba gözlüklerini çıkardı, televizyonu kumandanın kırmızı düğmesiyle kapattı.
“Derdin nedir oğlum? Hayırdır?” dedi, merakla, telaşla.
Genç adam burnunu çekti, titriyordu.
“Üçüncü sınıfa geç, arabanı yenileyeceğim demiştin. Sözünü tutmadın baba. Bizim ekibin hepsi Porşeyle, Ferrariyle gezinirken ben kıytırık bir Bmv ile dolaşıyorum. Gencecik bir insan için bunun ezikliği nedir, bilir misin? Düşündün mü? Düşünmediysen düşün. Çünkü ben bundan sonra böyle gaddar birine baba diyemem.”
Baba eline alnına vurdu. Ağzı yarım boy açılmıştı, kapıyı çarpıp çıkan oğlunun ardından. Şimdi düşünüyordu baba, nerede yanlış yaptığını düşünüyordu.

S O N

12.01.2025 © Novelius Edebiyat

Exit mobile version